4 Ekim 2011 Salı

2011-2012 Yılı 10.Sınıf Dil ve Anlatım Yeni Kitap Cevapları!


ZAMBAK 10.SINIF DİL VE ANLATIM KİTABI CEVAPLARI

14. sayfa
A bölümü
*Sunum
*İletişim
*kısa
*takip etmelidir
*dinleyicileri
*sunum
B bölümü
D
D
D
Y
D
D
D
Y
D
D
D
D


c bölümü

sunum hazırlık aşaması
2-planlama
3-bilgi toplama
4-hedef kitleleri belirleme

sunum planlaması
2-taslak üzerinde çalışma
3-sunum yöntemini belirleme
4-araçları hazırlama

-->(tüm ödevler için -> blogkafem.blogspot.com <- )

sayfa 14;

A.Boşluk doldurma:
1-sunum
2-uyum(eşgüdü)
3-görsel/kısa
4-dinlemelidir.
5-dinleyiciyi
6-Sunum

B.Doğru/Yanlış
1-D, 2-D, 3-D ,4-Y, 5-D, 6-D, 7-D, 8-Y, 9-D, 10-D, 11-D, 12-D

Sayfa-15
1-b
2-e
3-b
4-a

Sayfa 19
1- Türkçemize giren yabancı kökenli kelimeler üzerinedir. Bu kelimeleri ayırmamız gerektiği söylenmektedir.
2-Bu tartışmada sadece tek bir taraftan bakılmıştır. Yani zıt düşünceler söz konusu değildir. Tartışma bence amacına tam anlamıyla ulaşamamıştır.
3-Tartışmalarda zıt düşünceye sahip insanlar birbirlerini kıracak, küçük düşürecek şeyler yapmamalıdırlar.Hakaret etmemelidirler.Eğer yapılırsa bu hem tartışmanın kalitesi açısından hem de bu tartışmaya katılan, izleyen, dinleyenler açısından da hiç iyi olmayacaktır.
4- Evet ben düşünüyorum; çünkü insanlar önyargılı davranıp, karşısındaki kişinin görüşüne aldırmayıp benim dediğim doğru diye diretirse tartışmanın kalitesi düşer ve ortaya büyük bir gerginlik çıkabilir.
5- Güncel konular yer alır, tartışmaya katılanlar örneklerle beraber kendi düşüncelerini başkalarıyla paylaşırlar ve bu düşüncelere karşı zıt düşünceler tartışmada yer alır.
Bu kadar yapabildim arkadaşlar.
7-Öğreticilik. Göndergesel işlev. bunu şurdan anlıyoruz dille ilgili açıklamalar yaptığından.
-->(tüm ödevler için -> blogkafem.blogspot.com <- ) 

Sayfa 20

2. etkinlik
1-tartışma problemlerinin seçimi
2-tartışmayı yönlendirecek soruların belirlenmesi
3-araç ve tekniklerin belirlenmesi
4-tartışmanın yapılacağı fiziksel ortamın düzenlenmesi
5-değerlendirme

sayfa 21
3.etkinlik
topluma açık tartışmalar
-herkese açık olarak olarak gerçekleştirilir
-bilgilendirme yönlendirme amçlıdır
-basın ve halk önünde gerçekleştirilir
-sonuçlar ayrıca duyurulmaz
-tartışmaya dinleyicilerde katılır

topluma kapalı tartışmalar
-sonuçları yalnızca basın aracılığıyla verilir
-kamuoyu oluşturmak amaçlanır
-sonuç bildirisi yayınlanır
-basına ve topluma kapalıdır
-konuları günceldir

sayfa 22 BOŞLUK DOLDURMA

1.başkan
2.tartışma
3.panel
4.münazara

DOĞRU-YANLIŞ
Y D D D

Sayfa 23 - ÇOKTAN SEÇMELİ
1.A
2.E
3.E
4.E
5.B
6.C
7.D
8.A


sayfa 29
boşluk doldurma
1-başkanın
2-panel
3-katılımcılar

y
d
d
d

1-e
2-b
3-d

sayfa 30
1-fikirlerin
2-paneli
3-amaç
b bölümü
d
d
d
y
c bölümü
1-a
2-d
3-d
-->(tüm ödevler için -> blogkafem.blogspot.com <- ) 

Sayfa 30

panelde seçilen konu üzerinde farklı 'düşüncelerin dile getirilmesi sağlanır.
tartışmayı yoneten başkan knouyu yonlendirecek şekilde...
B:
D
Y
Y
D
C:1.C 2.D 3.B
-->(tüm ödevler için -> blogkafem.blogspot.com <- ) 

Sayfa 34

1.) Vardır .Tema, hazırlık , sözcükler etkiler.
2.) Gerçekçilik kazandırır.
3.) Evet Belirtmiştir. Giriş , Gelişme, Sonuç

Sayfa 35
1. Etkinlik

3. Soru) Önemlidir. Çünkü hazırlıksız olursak anlatımımızı çok iyi yapamayız, karışıklık olur ama eğer hazırlanırsak çok iyi bir şekilde yaparız.

Sayfa 36
3. Soru) Önemlidir. Çünkü ön hazırlık yapınca konuyu nasıl anlatacağımızı planlarız ve düzgün bir şekidle anlatırız.
4.Soru) Yazıya ve konuşmaya öznel düşünce eklemek, Toplanan bilgileri deneyimlerle zenginleştirmek, Yazma ve Kobuşması öncesi bilgi toplamak.
-->(tüm ödevler için -> blogkafem.blogspot.com <- ) 

Sayfa 37

Ölçme ve Değerlendirme

D
D
D
D
D
D
D
D
C.
3. C
4. E

Sayfa 41
A)1.boşluk konu
2.boşluk tema
3.boşluk içerik
4.boşluk kişiler
5.boşluk olay örgüsü

B)1,4,5,7,9.boşluk-bireysel tema
2,3,6,8. boşluk -sosyal tema
C)1-b
2-d
3-d

Sayfa 50 - Hazırlık
1.Bu hikayeyle verilmek istenen mesaj nedir? Düsüncelerin kisiden kisiye değistiği.
Ayrıca Bacon'ın sözünde sıradan şeyleri gözümüzde büyüterek mucizevi şeylere dönüştüreceğimize mucizevi şeyleri sıradan şeylere dönüştürün böylece başarıya ulaşırsınız
Sadi Şirazi'nin sözünde ise Bazı güzellikleri herkes aynı gözle göremeyebilir.Bakışa göre karşı tarafın güzelliği,iyiliği veya kötülüğü değişebilir. bunlar anlatılmakta..

Metin İnceleme
1-Yazarın hayata bakış açısıyla ilgilidir.
3-Kişiselerin bireysel düşünceleri,yaşam biçimleri,hayat şartları..
5-Çirkinlik-somut Romantizm-soyut İyi-soyut Oy deposu-soyut Binalar-somut vb..

Sayfa 51 - 1.Etkinlik
1.Metin Somut 2.Metin Soyut
Tablodaki görme işitme tatma koklama dokunma bunlar 1.metine aittir.

2.Etkinlik
Öznel-kişinin kendi duygularıyla ifade ettiği düşünceler
Nesnel-herkes tarafından değişmeyen kesin ifadeler. (bunu açıklamama gerek yoktu sanırım neyse )

1.Metin Nesnel 2.Metin Öznel

Sayfa 52
Tablodaki özelliklerden
1- 1.Metin
2- 1.Metin
3- 2.Metin
4- 2.Metin
5-6-7 - 1.Metin
8-9 - 2.Metin
10-11 -1.Metin sadece bu kadar yaptık 3.Etkinlik ve 53.sayfa benimde ödevim umarım yardımcı olmuşumdur.. (blogkafem.blogspot.com )

52. sayfadaki tablo şöyle

Doğrudan Anlatım 1.Metin hepsi. İç taraflarında ağaçların yüksekliği elli,altmış metreyi bulur. buradaki bulur doğrudan anlatım olduğumu gösterir vb..
Dolaylı Anlatım 2.Metin. Annesini tanımıyormuş burdaki -muş dolaylı anlatım oldugunu gösterir. vb..

53. sayfadaki 4.etkinlik
Şiir aynı olduğu halde değişen nedir? örneğin çocuk gibi okunduğunda daha bir masumluk,şirinlik vardır. Şiir tamamen konu başlığımızda olduğu gibi anlatıcının tavrıyla ilgilidir.

6.Etkinlik
kişisel düşünceler- hiç görmediğim bir güzellikteydi. hiç kimse görmüyor bu güzelliği.. vb
günlük olduğu için tamamen kişisel düşüncelere yer verilmiştir diyebiliriz..

Sayfa 54 - 8.Etkinlik
1.cümle- öznel soyut doğrudan
2.cümle-öznel soyut doğrudan
3.cümle-nesnel somut dolaylı
4.cümle-öznel soyut doğrudan
5.cümle-nesnel somut dolaylı

Ölçme Değerlendirme
1-Somut 2-Öznel 3-Nesnel 4-Soyut 5-Doğrudan Anlatım 6-Dolaylı Anlatım.

Sayfa 55 (D/Y)
1-D 2-Y 3-Y 4-Y 5-Y

Çoktan seçmeli sorular
1-D 2-D 3-D 4-E 5-C

Sayfa 56 ile Sayfa 60 Arası Cevaplar6. Anlatımın Özellikleri

Metin İnceleme

1.)Açık bir anlatımda fikirler, duygular açık ve net şekilde anlatılmalıdır. Buna göre yukarıdaki metinlerden hangisinin açık anlatıma sahip olduğunu belirtiniz.

CEVAP:
Birinci metin açık anlatıma sahiptir.

2.) Açık anlatımlarda, anlatılacak hâlin ve olayın, betimlenecek görünüşün, sezginin, dile getirilecek duygunun ve düşüncenin anlatıcının zihninde açık ve net biçimde belirlenmesi gerekir. Anlatılacak, dile getirilecek, betimlenecek hususların dilin bilinen ve kabul edilen kurallarına uyularak düzenlenmesi zorunludur. Buna göre yukarıdaki metinlerden hangisi açık bir anlatıma sahip değildir? Niçin? Sözlü olarak ifade ediniz.
CEVAP:İkinci metin açık anlatıma sahip değildir. Çünkü bu metinde çok sayıda anlatım bozukluğu yapılmış ve metnin anlaşılırlığı zayıflamıştır.

3.) Güzel bir anlatım için sözlü veya yazılı ifadenin hiçbir engele uğramadan akıp gitmesi; ses akışını bozan, söylenmesi güç seslere ve kelimelere yer verilmemesi; gereksiz söz tekrarından kaçınılması gerekir. Buna göre yukarıdaki metinlerden hangisinin güzel anlatıma örnek olamayacağını açıklayınız.
CEVAP:İkinci metin güzel anlatıma sahip değildir. Çünkü bu metinde ses akışını bozan, söylenmesi güç seslere ve kelimelere yer verilmiş, dilbilgisi kurallarına uymamaktan kaynaklanan “ifadenin hiçbir engele uğramadan akıp gitmesi” kuralına da uyulmamıştır.

Anlama ve Yorumlama
1.etkinlik

İncelediğiniz metinleri tablodaki özelliklere göre değerlendiriniz.

CEVAP:

http://3.bp.blogspot.com/_CVqxbtpb0Gk/TQnxULVbgAI/AAAAAAAABBE/-Q08L-0ayVA/s1600/capture1.jpg

Açık, duru anlatım ile kapalı anlatımın özellikleri nelerdir? Tablodan ve metinlerden hare­ketle tartışınız. Sonuçları maddeler hâlinde defterinize yazınız.

CEVAP:

Açık ve duru anlatım anlatımın özellikleri:
ü Fikirler, duygular açık ve net biçimde anlatılır.
ü Anlatılanları okuyucu net şekilde anlar.
ü Anlatılanlar bilinen dil kurallarına uyularak aktarılır.
ü Gereksiz ses ve kelime tekrarlarına yer verilmez.
ü Dil ve ifade gayet sade, gösterişsiz ve süssüzdür.
ü Söylenmek istenenler kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
Kapalı anlatımın özellikleri:
ü Anlaşılmayan ifadelere yer verilir.
ü Ses akışını bozan, söylenmesi güç ses ve kelimelere yer verilir.
ü Fikirler ve duygular anlatılırken muğlâk ifadeler kullanılır.
ü Kelime ve cümle düzeyinde gereksiz ifadeler kullanılır.
ü Karmaşık ve anlaşılması güç cümleler kullanılır.
ü Gereksiz deyim ve terimlere yer verilir.
ü Kullanılmayan söz ve söz öbeklerine yer verilir.

Yukarıdaki tablodan yararlanarak aşağıdaki şemaya açık bir anlatımın özelliklerini yazınız.

CEVAP:
 Akıcı Bir Anlatımın Özellikleri :
Akıcı : Söyleyişin pürüzsüz olması, bir yazının kolayca ve zevkle okunmasıdır. Uzun cümlelerde aynı hece ve eklerin tekrar edilmesi akıcılığı bozar.
Duru : Parçada veya cümlede gereksiz sözcük kullanılmamasıdır.
Yalın : Sanatlı söyleyişlerden, süsten uzak durmaktır. Gereksiz ayrıntılara, sanatsal söylemlere girilmemesidir.


http://3.bp.blogspot.com/_CVqxbtpb0Gk/TQnxUG9jZ2I/AAAAAAAABBM/D0q-1AlxE4I/s1600/capture2.jpg


Ç. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.


1. Aşağıdaki yargılardan hangisi akıcı bir metnin özelliği olamaz?
A) Devrik ve uzun cümlelere yer verilir.

2. Aşağıdakilerden hangisi sözlü ve yazılı ifadenin hiçbir engele uğramadan akıp gitmesini sağlayan unsurlardan değildir?
E) Yabancı dillerden dilimize geçmiş kelimelerin kullanılması

3. Aşağıdakilerden hangisi yazılı ve sözlü bir metinde akıcılığı sağlayan unsurlardan de­ğildir?
A) Metindeki dil ve ifadenin süslü olması

4. "Dilimizde Arapça ve Farsça dillerinden geçmiş birçok sözcük vardır." cümlesinde akıcılığı bozan neden aşağıdakilerden hangisidir?
A)Fazla kelime kullanılması

Sayfa 60 ve Sayfa 70 Arası Cevaplar
7. Anlatımın Oluşumu

Hazırlık


Dizelerinin sırası karıştırılmış aşağıdaki şiiri ve cümlelerinin yeri karıştırılmış nesir parçalarını anlamlı birer metin hâline getiriniz.

CEVAP:

Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!
De ki: Odur sarsan pencereleri,

v Evrende gördüğümüz, binlerce ışık yılı yarıçapında dev galaksileri bile atomun oluşturduğunu biliyor musunuz?
v Biliyorsunuz da hiç düşündünüz mü?
v Düşündüğünüzde ve evreni "tümevarım" metoduyla incelediğinizde en küçük parçaların en büyük yapıları oluşturduğunu görürsünüz.
v İnsan da böyle değil midir?
v Gözümüzle göremediğimiz atomlar hücreleri, hücreler dokuları, dokular organları, organlar sistemleri oluşturmaz mı?
v Peki dil için aynı şeyleri düşünebilir miyiz?


Cümleler arasındaki bütünlüğü oluşturan öğeleri belirleyiniz.


CEVAP:

· Her cümlenin kendinden önceki cümleye dil ve düşünce yönlerinden iyice bağlanması
· Önce verilen bilgilerle sonrakiler arasında bir ilişki ve bir bütünlüğün olması
· Cümleler arasında doğal geçişlerin kurulması
· Boşlukların bırakılmaması
· Bağdaşıklık kurallarına uyulması
· Bağlaşıklık kurallarına uyulması


Metin İnceleme

1.)İlk metinde dil bilgisi kurallarına ve sözcüklerin anlam bağlantısına uyulmuş mudur? Metinden hareketle açıklayınız.
CEVAP:Uyulmamıştır. Çünkü metinde dilbilgisi kuralları adeta yok sayılmış, Türkçe ve yabancı kelimeler uyumsuz bir şekilde bir arada kullanılmış, anlamsız kelimeler kullanılmış, kelimelerin büyük bir çoğunluğu yanlış telaffuz edilmiş, cümlelerde bağlaşıklık ve bağdaşıklık kurallarına uyulmamış, bağdaştırmalar yanlış ve anlamsız yapılmış…

2. )İlk metinde ifade edilenler hâlin gereğine uygun mudur? Niçin?
CEVAP:Uygun değildir. Çünkü bir olay veya durum karşısında insanların tavır, düşünce ve hislerini dile getirme tarzları her dilde bellidir. Ancak bu metinde ifade edilenler, doğru ve güzel bir dile ait değildir. Dolayısıyla metinde alışılmamış bağdaştırmalar bir hayli fazla yapılmıştır.

3.)İlk metindeki anlatım bozuklukları metni nasıl etkilemiştir? Tartışarak belirtiniz.
CEVAP:Anlatım bozuklukları metni elbette olumsuz etkilemiştir. Çünkü metni oluşturan söz ve söz öbekleri arasındaki anlam ve mantık bağıntısına uyulmamış, metni oluşturan söz öbekleri arasındaki dil bilgisiyle ilgili unsurlar göze ve kulağa rahatsızlık verecek şekilde yanlış kullanılmıştır.

4.)İlk metindeki konuşmalar dilimize zarar vermekte midir? Dilimizi korumanın, doğru ve güzel konuşmanın önemini düşünerek tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
CEVAP:İlk metindeki konuşmalar dilimize hem de çok zarar vermektedir.

5.)Yazar, ikinci metinde bağdaştırma ve bağlaşıklık kavramlarını nasıl tanımlıyor? Örneklerle açıklayınız.
CEVAP:Sözcüklerin yeni bir anlam ifade etmek için bir araya gelerek oluşturduğu söz gruplarına bağdaştırma denir. Bağdaştırmalar, yaygın olarak kullanılan sözcüklerle oluşturulabildiği gibi birbiriyle anlamca pek uyuşmayan sözcüklerle de oluşturulabilir. Bağdaştırma, sanatsal metinlerde çok sık rastlanan bir özelliktir. Örneğin; “şehrin kalesi” ifadesi alışılmış bağdaştırma iken “aşkın kalesi” ifadesi alışılmamış bağdaştırmadır.
Metni oluşturan söz öbekleri arasındaki dil bilgisiyle ilgili unsurların göze ve kulağa seslenmesine ise bağlaşıklık denir. Buna göre; adıllar, belirteçler, ön adlar, tamlamalar, durum ekleri, fiil çatısı, cümle öğeleri ve vurgusu vb. bağlaşıklık unsurlarıdır. Örneğin; dilbilgisiyle ilgili anlatım bozuklukları bağlaşıklığa uymayan anlatım bozukluklarıdır.

6.)İkinci metinden hareketle bağdaştırmaların kaça ayrıldığını ve işlevlerini örnekler vererek açıklayınız.
CEVAP:Alışılmış ve alışılmamış olmak üzere iki tür bağdaştırma vardır. Aşağıdaki tabloda bir şiir üzerinde alışılmış ve alışılmamış bağdaştırma örnekleri görülmektedir:

Sayfa 60 ve Sayfa 65 Arası Cevaplar

http://2.bp.blogspot.com/_CVqxbtpb0Gk/TQn2CuqURJI/AAAAAAAABBU/tUlsBG-0S2I/s1600/capture3.jpg

http://1.bp.blogspot.com/_CVqxbtpb0Gk/TQn2CiYHWpI/AAAAAAAABBc/UQlkyDhpH7Q/s1600/capture4.jpg

http://4.bp.blogspot.com/_CVqxbtpb0Gk/TQn2DPIE0QI/AAAAAAAABBk/vDzZOvTPnN4/s1600/capture5.jpg
http://4.bp.blogspot.com/_CVqxbtpb0Gk/TQn2DNEgANI/AAAAAAAABBs/6GV2hrb7jMU/s1600/capture6.jpg



http://4.bp.blogspot.com/_CVqxbtpb0Gk/TQn2DTnDLrI/AAAAAAAABB0/siJLRlXrSZ8/s1600/capture7.jpg

http://4.bp.blogspot.com/_CVqxbtpb0Gk/TQn2fRfzO0I/AAAAAAAABB8/cZ-6oO9Hbh4/s1600/capture8.jpg


6. etkinlik


Gruplara ayrılarak aşağıdaki metinleri inceleyiniz. Bütün cümlelerin bir tema etrafında birleşmesi gerekirken bu birleşmeyi bozan cümleleri gösteriniz. 

CEVAP:
I. Bu kitap, sanat yaşamımın değişik dönemlerinden seçilmiş ürünlerden oluşuyor.
II. Ağırlık, 1970'lerden önce yazdığım şiirlerde.
III.Son beş yılda dergilerde birçok şiir yayımladım ancak bu şiirleri kitaba almadım.
IV. Anılarımda da belirttiğim gibi bunlar kendimle uzun bir hesaplaşmadan sonra oluşan şiirler.
V. Dolayısıyla beni bütün yönlerimle okurlarıma tanıtacaktır.

I. Okuduğunuz bir eserin nitelikli olup olmadığını mı anlamak istiyorsunuz?
II. Bu, seçici bir okurun yanıtlaması gereken ilk sorudur.
III.Onu birkaç ay sonra tekrar ele alın.
IV. Kötüyse okumaya değmez; iyi ise değişik bir tatla karşınıza çıkar.
V. Size yepyeni ufuklar açar.

7. etkinlik

Aşağıdaki metinde yazarın amacı nedir?
CEVAP:Yazarın amacı; insan hayatında kaderin önemli olduğunu ve insanların karşılaştıkları zorluk ve sıkıntıları göğüsleyebileceğini okuyucuya anlatmaktır.

Bu amaç onu bağdaştırma yaparken "alışılmış" ve "alışılmamış" tercihinde hangi bağdaş­tırma türüne yöneltmiştir?
CEVAP:Metinde alışılmamış bağdaştırma örnekleri çok fazla dikkat çekmektedir. Alışılmamış bağdaştırmalar, metin üzerinde renkli harflerle belirginleştirilmiştir.

Akla aykırı olduğu için inanıyorum." diyen Latin şairinin herhalde bir bildiği vardı. Gerçekte çevre­mizde olup bitenlerin kahir ekseriyeti önceden tahmin edilemeyen, hesaba geçirilemeyen, mantığa ve düz muhakemeye aykırı şeylerdir. Muhabbetin şirazesi, nefretin endazesi, aşkın hendesesi yoktur. İvazsız samimiyetin sıkletini çekecek terazi, huzurlu bir "fakirhane"nin sıcaklığını ölçecek bir termometre, kahır ve mihnetli geçirilmiş bir ömre sunulan fedakârlığın genişliğini tespit edecek bir mikâp icat edilmemiştir. İnsanlar, hayatın önceden kestirilemeyen, hendese ve matematiğe vurulamayan sürprizlerini yine hesaba ve endazeye sığmaz aykırılıklarla göğüsleyebilirler. Bilinmeyen her şey gibi kader de hesap haricidir. Hayata egemen olan rakamlar ve semboller değil kaderdir.

Ahmet Turan ALKAN



Ölçme ve Değerlendirme
A. Aşağıdaki boş bırakılan yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.

v Bir metnin ve metin parçasında dil öğelerinin dil bilgisi kurallarına uyularak yan yana getirilmesi­ne bağlaşıklık denir.

v Bir metnin ve metin parçasında dil öğelerinin ifade ettikleri husus ve durumlar arasındaki anlam bağlantısına bağdaşıklık denir.

v Bağdaştırma bağlaşıklık ve bağdaşıklık ile sağlanır.

v Dil birimlerini birbirine bağlayan dil kurallarının birbirine ifade ettikleri husus ve durumlar arasındaki anlam bağlantısı yazarınTürkçeyi doğru kullanması ile ilgilidir.

v Bağdaştırma alışılmış ve alışılmamış olmak üzere ikiye ayrılır.

B. Aşağıdaki şemayı doldurunuz.

Doğru Bir "Bağdaştırma" Yapmak İçin Gereken Kurallar
1 Bağlaşıklığa dikkat edilmesi
2 Bağdaşıklığa dikkat edilmesi
3 Birden fazla kelimenin bir araya getirilmesi
4 Bir araya getirilen kelimelerin anlamlı olması
5 Deyim, tamlama ya da kalıplaşmış söz grubu oluşturulması


C. Aşağıdaki çoktan seçmeli sorulan cevaplayınız.


1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaşıklıkla ilgili bir dil hatası vardır?
A) Dün akşam Taksim meydanından gelen haber hepimizi üzdü.
B) Yirmi beş kişiden oluşan üniversitenin genç araştırmacılar topluluğu çalışmalarına başladı.
C) Konuğumuzla yapacağımız söyleşiyi canlı olarak yayınlıyoruz.
D) Tabelasız durak yerlerine tabela takılacak.
E) Kar yağışı aralıksız olarak sürüyor.

2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağdaşıklıkla ilgili bir dil hatası yoktur?
A) Hocam beni ben de kendisini tanırım.
B) Uzun uğraşlar sonucu hurdaya dönen araçtan cesetler çıkarıldı.
C) Görevlilerin mavi ceket ve kravat takması gerekiyor.
D) Yolda çok sayıda askeri ve polis aracı vardı.
E) Bırakın yemek yapmayı patates bile soyamaz.

3. Aşağıdakilerden hangisi "bağdaşıklık" kavramıyla ilgili değildir?
A) Gereksiz sözcük kullanılması
B) Sözcüğün yanlış yerde kullanılması
C) Tamlama yanlışlığı
D) Anlam belirsizliği
E) Sözcüğün yanlış anlamda kullanılması

4. I. Bir metnin ve metin parçasında dil öğelerinin dil bilgisi kurallarına uyularak yan yana getirilmesine "bağlaşıklık" denir.
II. Bir metnin ve metin parçasında dil öğelerinin ifade ettikleri husus ve durumlar arasındaki anlam bağlantısına "bağdaştırma" denir.
III.Bağdaştırma, yalnızca gerçek anlamlı sözcüklerin kullanımıyla oluşturulur.
IV.Bağdaştırma "bağlaşıklık" ve "bağdaşıklık" ile sağlanır.
V. Dil birimlerini birbirine bağlayan dil kurallarının birbirine ifade ettikleri husus ve durumlar arasındaki anlam bağlantısı, konuşmacı ya da yazarın Türkçeyi doğru kullanması ile ilgilidir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) I. B) II. C)III. D) IV. E)V.


Sayfa 65 ve Sayfa 70 Arası Cevaplar
8. Anlatım Türlerinin Sınıflandırılması
Hazırlık

İnsanlar birikimlerini niçin farklı türlerle anlatıyorlar?

CEVAP:Çünkü insanlar bir konu hakkında yazmak ya da konuşmak istediklerinde farklı farklı amaçlar taşırlar. Bir anlatımda amacımız heyecanlandırmak ise o şeyi olay veya olaylar yoluyla okuyanları adeta olayı yaşayacak bir şekilde hikâye ederiz. Okuyanları bir hayal vasıtasıyla ilişkilendirmek, o şeyi gözleri önünde canlandırmak istiyorsak, sanatlı ifadeler kullanarak onu bir tablo gibi canlandırarak betimleriz. Amacımız okuyanlara heyecan vermek, bilgi veya haber vermek ise sanatsız ve açık bir ifadeyle doğrudan doğruya anlatma yolunu tercih ederiz. Verilen bilgi ve haberler konusunda okuyanları inandırmak istiyorsak amacımızı ispat ve delillerle ifade ederiz.

Metin İnceleme

1.) Her anlatım: gerçekleştiği bağlam içinde ayrı bir bütündür. Anlatım, dil bilgisi kuralları ve anlam ilişkisi ile birbirine bağlanan cümle ve paragraf adlı birimlerden oluşur. Buna göre okuduğunuz metnin kendi içinde bir bütünlük ve birim değeri taşıyıp taşımadığını belirtiniz.
CEVAP:Metin, kendi içinde cümleler ve paragraflar vasıtasıyla bir bütünlük ve birim değeri taşımaktadır. Bu bütünlük neticesinde ortaya hikâye çıkmıştır.

2.)Edebî türler veya metin türlerinde farklı anlatım birlikleri bir araya gelir. Bir hikâyede betimleme, açıklama, tanıtma amacıyla yazılmış parçalar öyküleme (hikâye etme) çevresinde birleşir. Makalede; açıklama, tanımlama, tartışma, öğretme, anlatım biçimleri birlikte kullanılabilir. Buna göre okuduğunuz metinde hangi anlatım türleri kullanılmıştır? Örneklerle açıklayınız.

CEVAP:
Bu metinde daha çok betimleme ve öyküleme anlatım türleri kullanılmıştır. Örneğin; “Bir sonbahar günü baktı ki küçük çam ağaçları filizi, körpe diken yapraklarıyla, üç beş kocayemiş çıngıl çıngıl yemişleriyle yer yer esmer pembe, kül rengi toprağa saye salar.” cümlesinde sıfatlar ve ayrıntı bildiren sözcükler yardımıyla adeta bir resim çizilmekte, yani betimleyici anlatım türü kullanılmaktadır.
“Bir sabah her zamanki çamın altına vardım ki bir köylü kadın, üç yarı çıplak çocuk garip birtakım taşlar, tahtalar, saçlarla bir şeyler yaparlar. Bu, her tarafından poyraz, lodos, gün doğusu, keşişleme, yıldız, karayel rüzgârı giren bir evdi. Mustafa arkasına yeşiller giymiş güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu.” paragrafında ise betimlemeyle birlikte bir olayın anlatılması söz konusu olmakta, yani öyküleyici anlatımdan yararlanılmaktadır.

3.)Anlatımın gerçekleşmesinde iletişime katılan öğeler, anlatımın amacı, alıcıda uyandırılmak istenilen etki ve anlatıcının anlatılan husus veya obje karşısındaki tavrı anlatım türünü belirler. Buna göre okuduğunuz metinde anlatım türünün belirlenmesinde hangi unsurların etkili olduğunu tartışarak açıklayınız.

CEVAP:
İletişime katılan öğeler (gönderici, alıcı, ileti, kanal, bağlam), anlatımın amacı (bir olayı veya durumu hikâye etme), alıcıda uyandırılmak istenen etki (konu, tema) ve anlatıcının anlatılan husus veya obje karşısındaki tavrı (üslup, anlatım) bu metnin anlatım türünün belirlenmesinde ayrı ayrı etkili olmuştur.

4.) Sizce bu metinde yazarın amacı nedir?
CEVAP:Yazarın amacı, bir olayı ve durumu hikâye etmek suretiyle okuyucuda tabiata ve nesnelere karşı duyarlılık hissi uyandırmaktır.

5.)Yazar, görmediğimiz şeyleri zihnimizde canlandırıyor mu? Bunun için nelere başvuruyor? Sözlü olarak ifade ediniz.
CEVAP:Evet, yazar, görmediğimiz şeyleri zihnimizde canlandırıyor. Bunun için betimleyici anlatım öğelerine (sıfatlara, renk ve ayrıntı bildiren sözcüklere) başvuruyor.

Anlama ve Yorumlama
1.etkinlik

Aşağıdaki cümlelerden anlamlı bir paragraf oluşturunuz.

CEVAP:Vatanıma yararlı ama insanlığa zararlı bir şey bilseydim bir cinayet gözüyle bakardım ona, diyor Montesquieu (Montesku). Ünlü yazarın bu sözünü duyunca kendimi hep bu açıdan kontrol ederim. Ne var ki her zaman bu söze uygun davranmadığımı görüyorum. Bana yararlı ama aileme zararlı bir şey bilseydim unutmaya çalışırdım onu. Aileme yararlı ama vatanıma zararlı bir şey bilseydim aklımdan atardım onu.

Her anlatımın kendi içinde bir birim değeri taşıdığını düşünüyor musunuz? Niçin?
CEVAP:Elbette her anlatım kendi içinde bir birim değeri taşımaktadır. Cümlelerin oluşturduğu paragraflar hikâye, deneme, makale, vs. düzyazı metin türlerini; mısralar ise beyitleri, dörtlükleri, onlar da metin türü olarak şiiri oluşturmaktadır.

2.etkinlik
Aşağıda yazma amaçlarıyla anlatım türleri verilmiştir. Yazarın amacına uygun anlatım türlerini boş bırakılan yerlere yazınız.

CEVAP:

v Bu tekniği kullanan yazarın amacı okuyucuya bilgi vermektir. Genelde öğretici/didaktik metinler de kullanılır. Onun için makale, eleştiri gibi yazılarda, tarih, coğrafya gibi ders kitaplarında kullanılır. Yazar, okuyucunun bilmediğini düşündüğü bilgileri aktarır. Bu tekniğe açıklama denir.
v Bu tekniği uygulayan yazarın amacı, okuyucunun görmediği bir görüntüyü, olayı, yeri okuyucunun kafasında canlandırmaktır. Yazar özellikle görme duyusundan yararlanarak okuyucunun hayalinde sanki sözcüklerle resim yapar. Okuyucuya böylece izlenim kazandırır. Bu tekniğe betimleme denir.
v Bu teknikte yazarın amacı, okuyucuyu bir olay içinde yaşatmaktır. Olay akışı vardır. Olaylar birbiri üzerine gelişir ve zaman durmadan geçer. Genellikle haber kipleriyle çekimlenmiş fiiller kullanılır. Bu tekniğin en önemli iki özelliği; zaman akışı ve bir romandan alınmış izlenimi vermesidir. Bu tekniğe öyküleme denir.
v Bu tekniği kullanan yazarın amacı, okuyucunun herhangi bir konudaki fikrini değiştirmektir. Bu teknikle yazılmış metinlerde iki görüş vardır. Bunlardan biri yazarın görüşü diğeri de başkalarının görüşüdür. Yazar değişik yöntemler kullanır, deliller getirir, ispatlar yapar, metnin sonunda kendi görüşünü haklı çıkarır. Metinde genellikle karşılıklı konuşma havası vardır. Bu tekniğetartışma denir.

3.etkinlik
Öyküleyici anlatım, betimleyici anlatım, öğretici anlatım, açıklayıcı anlatım, kanıtlayıcı anlatım, tartışmacı anlatım, coşku ve heyecana bağlı anlatım, destansı anlatım, düşsel anlatım, mizahi anlatım, emredici anlatım, söyleşmeye bağlı anlatım, gelecekten söz eden anlatım vb. anlatım türleri vardır.

(Not: Bu bilginin yer aldığı 68.sayfada -sehven- “göstermeye bağlı anlatım” ve “acı ve hüzünlendirici anlatım” şeklinde müfredatta olmayan anlatım türleri de yazılmıştır. Düzeltiriz…)

Aşağıdaki metinlerde yazarların hangi anlatım türlerini kullandığını söyleyiniz.
CEVAP:Yahya Kemal tıpkı son zamanlardaki resimlerde göründüğü gibi: orta boylu, şişman, çok şişman, göğsüne kadar çıkan yarım küre şekline bir göbek... Bu muazzam gövdeyi başa bağlayan kalın ve kısa bir boyun, yuvarlak, buğday renginde kansız bir yüz... Ama cildi yaşına göre taze ve pürüzsüz. Kapıdan girince hemen solda banyo ve tuvalet... Onun her tarafı gömme gardırop... Gardırobun yanında üst üste konmuş bavullar. En üsttekinin üzerinde kitaplar, gazeteler, pasta kutuları... Orta yerde, baş tarafı duvar kenarında olan ve üzerinde, içeri girdiğinde Yahya Kemal'in oturduğu karyola...
(BU METİNDE BETİMLEYİCİ ANLATIM TÜRÜ KULLANILMIŞTIR.)

İşçi arıların vücutları, hayatları boyunca bazı değişikliğe uğrar ve bu değişikliklere göre kalanı içerisinde görev alır. İşçi arıların ilk üç günü kovanları temizleme ile geçer. Sonraki bir hafta boyunca genç kovanlar için gerekli besini salgılamaya başlarlar. Artık temizlikten larva bakıcılığına geçmiştirler. Onuncu günden itibaren ise karın bölgelerinde mum üreten bezler gelişir. Bu bezler petek yapımı ve onarımında kullanılacaktır. Artık arılarımız birer kovan işçisidir. Yirminci günlerinde ise mum bezleri işlevini yitirir ve artık iğne bezleri gelişir; zehir üretmeye başlarlar. İşçilikten askerliğe terfi etmişlerdir. Askerlik sonrasında ise hayatlarının geri kalanına çiçek özü toplayıcısı olarak devam ederler.
(BU METİNDE ÖĞRETİCİ ANLATIM TÜRÜ KULLANILMIŞTIR.)

Yeşil pencerenden bir gül at bana,
Işıklarla dolsun kalbimin içi
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut saçlarımda çiğ
Ahmet Muhip DIRANAS
(BU METİNDE COŞKU VE HEYECANA BAĞLI ANLATIM TÜRÜ KULLANILMIŞTIR.)

Ölçme ve Değerlendirme
A. Aşağıda boş bırakılan yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.
v Yazarın amacının okuyucuyu bilgilendirmek olduğu anlatım türüne öğretici ya da açıklayıcı anlatım denir.
v Yazarın amacının okuyucunun herhangi bir konuda fikrini değiştirmek olduğu anlatım türüne tartışmacı anlatım denir.
v Sözcüklerin yeni bir anlam ifade etmek için bir araya gelerek oluşturduğu söz gruplarına bağdaştırma denir. Alışılmış ve alışılmamış olarak iki çeşidi vardır.
v Bir metni oluşturan söz ve söz öbekleri arasındaki anlam ve mantık bağıntısına bağdaşıklık adı verilir.
v Metni oluşturan söz öbekleri arasındaki dil bilgisiyle ilgili unsurlar göze ve kulağa seslenir. Buna göre; adıllar, belirteçler, ön adlar, bağlaçlar, durum ekleri, fiil çatısı, cümle öğeleri ve vurgusu vb. bağlaşıklık unsurlarıdır.

B. Aşağıdaki anlatıma hazırlıkla ilgili yargıları doğru-yanlış (D/Y) olarak değerlendiriniz.
(Y) Öyküleyici, betimleyici, göstermeye bağlı anlatım, anlatım türlerinden bazılarıdır. (Çünkü göstermeye bağlı anlatım diye bir anlatım türü yoktur.)
(D) Makalelerde açıklama, tanımlama, tartışma, öğretme anlatım biçimleri kullanılır.
(D ) Açıklayıcı anlatımlarda genellikle haber kipleriyle çekimlenmiş fiiller kullanılır.


C. Aşağıdaki çoktan seçmeli sorulan cevaplayınız.

1. Aşağıdakilerden hangisi bir anlatım türüdür?
A) Nesnellik B) İlişki kurma C) Benzetme D) Tartışma E) Öğretme

2. Aşağıdakilerden hangisi metni oluşturan birimlerden değildir?
A) Ses B)Kelime C) Cümle D) Paragraf E)Anlam


Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme

A. Aşağıdaki boş bırakılan yerlere gelebilecek uygun sözcükleri yazınız.
v Yazarın amacının okuyucuyu bir olay içinde yaşatmak olduğu anlatım türüne öyküleyici anlatım denir.
v Yazarın amacının okuyucunun görmediği bir yeri zihninde canlandırmak olduğu anlatım türüne betimleyici anlatım denir.
v Yazar anlattığı kavramı daha belirgin hâle getirmek için tanımlar kullanır.
v Yazar soyut düşünceyi daha görünür hâle getirip somutlaştırmak için örnekler kullanır.

B. Aşağıdaki tabloda verilen temaları, istenen unsurlara göre sınırlandırınız.


Yer, Kişi, Zaman ve Bağlam

Ayrılık Soğuk bir kış günü küçük çocuğun evinden ayrılması
Hoşgörü Toplumda zaman zaman hata yapan çocuklara karşı büyüklerin hoşgörüsü


C. Aşağıdaki anlatıma hazırlıkla ilgili yargıları doğru-yanlış (D/Y) olarak değerlendiriniz.

( D ) "Romanda, fakir köylünün hayat mücadelesi zengin benzetme ve mecazlarla süslenerek aktarılmış." cümlesinde eserin hem konusundan hem de üslubundan söz edilmiştir.
( Y ) Akıcılık; hiç kimseye benzememek, farklı olmak, taklit ve kopyadan uzak durmak, basmakalıp ifadelerden vazgeçerek kendine has bir anlatım oluşturmaktır.
( D ) Duruluk, metinde veya cümlede gereksiz sözcük kullanılmamasıdır.
( Y ) Özgünlük; söyleyişin pürüzsüz olması, bir yazının kolayca ve zevkle okunmasıdır.
( D ) Konuşmada ve yazmada yerel ağızların, söyleyişlerin yerine kültür dilini kullanmaya özen göstermeliyiz.
( D ) Sözcüklerin doğru seçilmesi, cümlelerin gereği gibi kurulması ve birbirine mantıksal bir ilgi ile bağlanması, konuda birliğin sağlanıp sürdürülmesi, bilgilerin doğruluğu bağdaşıklıktır.
( Y ) "Çiçeklerin ağlaması" söz grubunda alışılmış bağdaştırma vardır.
( D ) "Renk kuşağı" söz grubunda alışılmamış bağdaştırma vardır.

(Not: 69.sayfadaki bu tabloda -sehven- 13 sütun yerine 7 sütuna yer verilmiştir. Düzeltiriz…)
Anlatım Türleri
Öyküleyici anlatım, Betimleyici anlatım, Coşku ve heyecana bağlı anlatım, Destansı anlatım , Emredici anlatım, Öğretici anlatım, Açıklayıcı anlatım, Tartışmacı anlatım, Kanıtlayıcı anlatım, Düşsel anlatım, Gelecekten söz eden anlatım, Söyleşmeye bağlı anlatım, Mizahi anlatım

E. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Aşağıdakilerden hangisi anlatımın türünü belirleyen özelliklerden değildir?
A) İletişime katılan öğeler
B) Anlatımın amacı
C) Alıcıda uyandırılmak istenen etki
D) Anlatıcının obje karşındaki tavrı
E) Anlatımda izlenecek yolun belirlenmesi

2. Aşağıdakilerden hangisi makalede kullanılabilecek anlatım türlerinden değildir?
A) Açıklama B) Tartışma C) Öyküleme D) Tanımlama E) Tanık gösterme

3. Aşağıdakilerden hangisi düşünceyi geliştirme yollarından değildir?
A) Sayısal verilerden yararlanma
B) Benzetme
C) Betimleme
D) Tanımlama
E) Örneklendirme

4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bilgi yanlışı vardır?
A) Edebî eserlerde dil ve anlatım biçimlerinin tümüne konu denir.
B) Metinlerde olayların düzenlenişi, sıralanışı Ve akışı olay örgüsüyle ilgilidir.
C) Metin düzeyinde gözlenebilen her türlü anlam ve dil malzemesine içerik denir.
D) Metinlerde yazarın dili kullanma biçimine üslup denir.
E) Sanat eserlerinde işlenen temel düşünce ya da duyguya tema denir.

5. I.Bilgiler kesin verilere dayanır.
II. Kişisel yorumlama yapılmaz.
III. Sübjektiflik bulunmaz.
IV. Bilgilerin doğruluğu kanıtlanmaz.
V. Herkes aynı şeyleri anlar.
Yukarıdaki numaralanmış yargılardan hangisi nesnel cümlelerin özelliklerinden değildir?
A) I. B)II. C) III. D) IV. E) V.

6. Aşağıdaki temalardan hangisi daha geniş kapsamlıdır?
A) Türk romanı
B) 19. yüzyıl Türk romanı
C) Reşat Nuri'nin roman anlayışı
D) Toplumcu roman yazarlarının görüşleri
E) Türk romanının en önemli özellikleri

7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) Tatilimizin en hareketli günlerinden biri daha sona erdi.
B) Hafif hafif esen rüzgârın hışırtısı, kuşların cıvıltısı hâlâ kulağımda sanki.
C) Piknik yerlerini kirleten ve ağaçlara yazı yazanlar medeniyetsiz insanlardır.
D) Tatilden dönünce kendimi çok yalnız hissettim.
E) Dağ eteklerinde yaptığımız bu çalışmanın amacı çevreye güzel bir görünüm oluşturmaktı.

8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Bu iki durum arasında, çok küçük bir nüans farkı vardır.
B) Dün akşam Forsa diye bir hikâye okudum.
C) Birçok öğrenciler, dünkü deneme sınavın giremediler.
D) Takımımız yine son saniye golüyle maçı kazandı.
E) Filmde gördüğüm o acı feryatlar ve bu son sahne, bugün bile gözümün önünde
ve kulaklarımda çınlıyor.

----blogkafem.blogspot.com----

72-87 ARASI CEVAPLAR
A.ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM(HİKAYE ETME)İSİM-AD
HAZIRLIK

Masalın olayı: Oduncu ve ayı arasında geçen kurmaca bir olay
Mekan: Dağ
Kişiler: Oduncu ile ayı
Masaldaki olay kurmaca bir kişi tarafından anlatılmaktadır.
Masaldaki kişileri,zamanı, mekanı değiştirip tekrar yazınız.

SAYFA 73
İsim olmalarıdır,isimler metinlerde varlık ve kavramları tanıtmak için kullanılır.
Bu sözcükleri çıkarınca anlamlı bütün olmaz.Çünkü bu isimler varlık ve kavramları belirtmektedir.
Heeeeey!
Ne duruyorsun be, at kendini denize;
Geride bekleyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol
Git gidebildiğin yere

SAYFA 76
Metin İnceleme
1. Olaya dayalı anlatım vardır.Bu metinlerin ortak özellikleri şunlardır:
Bir olay çevresinde gelişir. Bu temel olayın etrafında daha küçük çapta gelişen olaylar yer alır.
İnsanların başlarından geçen ya da geçebilecek nitelikteki olaylar gösterilir.
Olaylar belirli bir zaman diliminde geçer.
Anlatılan olaylardan etkilenen insanlar ya da varlıklar vardır. Bunlara eserin kahramanları denir. En çok etkilenen varlığa eserin başkahramanı (başkişisi) denir.
Olayın serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunur. Yani olayın bir başlangıcı, gelişmesi ve sonunda da çözümlenişi vardır.
Ele alınan olayların anlaşılması için tasvirlere yer verilir.
Metinlerin bir yazarı vardır.
Edebi dil kullanılır.
2.Ortak ögeler olay örgüsü, kişiler, yer ve zaman ögeleridir.
HAYAT NE TATLI:Hafız Nuri Efendi amaçsızca evden dışarı çıkar.Yolda Şükrü'yü görür.Şükrü'yle Kumkapı'ya gitmek için yürürler fakat Şükrü ortadan kaybolur.Sonra mahallenin kömürcüsü Halil Efendi'yle karşılaşırlar,tekrar mahalleye dönerler.Nuri Efendi evine gider, hayatın yaşanılacak kadar güzel olduğunu düşünür.
BİNLERCE GÜVERCİN:Ömer, Zeki'den satın alacağı güvercinler için babasının cebinden 20 lira çalar.Annesi ve babası durumu anlayınca evlerinde misafirliğe gelen teyzesinin oğlu Mustafa'dan şüphelenir.Mustafa kendisinin hırsız sanılmasına çok üzülür ve evine dönmek ister.Ömer suçunu itiraf eder ;Mustafa sevinir; ama bir daha teyzesine gelmez.
FATİH-HARBİYE:Faiz Bey geç olmasına rağmen eve gelmeyen kızını merak etmektedir.Şinasi kızın nerede olduğunu bildiği halde arkadaşı Fahriye'de olabileceğini söyler.
3.Öyküleyici anlatımın ayırıcı özellikleri:
Olay, kişi, mekân ve zaman ortak ögeleridir.
Bu anlatımda amaç;olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak,anlatmak istenileni bir olay içerisinde vermektir
Olaylar birinci şahsın ağzından anlatılabilir.(Anlatıcı olay kahramanlarından biridir)Sanat metinleri öyküleyici anlatımla yazılır.
Olaylar ilahi bakış açısıyla anlatılabilir.
Olaylar 3.şahsın ağzından anlatılabilir.
(Olan biten bir kamera sessizliğiyle izlenip anlatılabilir.
Kişi, mekân ve zaman olay ve olay örgüsünü oluşturmak için kullanılan ögelerdir.
Öyküleyici anlatım hikâye, roman, anı, söyleşi, görüşme(mülakat) gibi metin türlerinde kullanılır.
Öyküleyici anlatımda bir olayın olması şarttır.
3.Şahıs anlatımda anlatıcı her şeyi bilir.
Öyküleyici anlatım sanat metinlerinde ve öğretici metinlerde kullanılır.
Kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
4) "Binlerce Güvercin" metninin olayı Ömer'in satın almak istediği güvercinler için babasının cebinden 20 lira çalması"
Olay zinciri:
Ömer'in yaptığı hırsızlıktan pişmanlık duymaya başlaması
Ömer'in babasına yemek götürmek için Mustafa'ya yola çıkması ve korkudan parayı taşın altına saklaması
Babasının paranın kaybolduğunu anlaması
Ömer'in anne ve babasının misafir olan Mustafa'dan şüphelenmeleri
Mustafa'nın hırsız sanılmasına çok üzülmesi ve bu yüzden evine dönmek istemesi
Ömer'in suçu Mustafa'ya yıkmasından çok pişmanlık duyması ve üzülmesi
Ömer'in parayı kendisinin aldığını itiraf etmesi
Mustafa'nın suçsuz olduğunun anlaşılmasına sevinmesi
Mustafa'nın bu olaydan sonra bir daha teyzesine gelmemesi
Ömer'in bu durumdan dolayı binlerce güvercini olsa bile sevinememesi
Olay ve olay zinciri arasındaki fark:Olay , kişiler arasında bir sebebe bağlı olarak gelişen ve bir sonuç meydana getiren eylemken olay zinciri belli bir konu çevresinde var olan birden fazla olayın sebep-sonuç ilişkisine bağlı biçimde oluşturdukları bütündür.
5.Belli bir konu çevresinde var olan birden fazla olayın, sebep-sonuç ilişkisine bağlı bir biçimde oluşturdukları organik bütündür. Olay örgüsünü: "eserde nakledilen hadise veya hadiseler zinciri" veya "bir oyunun, hikayenin yahut romanın içinde olan biten her şey" biçiminde de tanımlamak mümkündür.
Olay örgüsü, birbiriyle hiç ilgisi olmayan olayların rast gele veya peş peşe sıralanması değil, birden fazla olayın sebep-sonuç içinde organik bir bütün oluşturmasıdır.
'Kral öldü, kraliçe de öldü.' dersek hikaye olur.
'Kral öldü, arkasından kraliçe de öldü.' dersek olay örgüsü olur.(Neden sonuç ilgisi var.)
Metinlerin olay örgüleri yukarıda verilmiştir.
6.Metinlerde olaylar kişiler etrafında şekillenmektedir.Kişiler olayın akışında yönlendirilmesinde doğrudan veya dolaylı olarak etkin rol işlevine sahiptir.
7)"Hayat Ne Tatlı" metninde : "kapı, şemsiye, sokak, işi, ayakları,yol, İstanbul,Edirne, köşeye,depo"
"Binlerce Güvercin" metninde: "güvercinler, gaz lambası, babam, elbiseler, ceket, vücudum, ateş, parçası,
"Fatih-Harbiye" metninde: "Şinasi, masa, sandalyeye, başını, yüzüne,gencin,sual, zemin , kitabı, gözlerini"
Bu kelimeler metinlerden çıkarıldığın anlam bozulur.İsimler varlıkları ve kavramları tanıtmak, belirtmek için kullanılır.
8) "Hayat Ne Tatlı" metninde "vagonlar,ayaklar, bastonlar,marullar salatalar,iskemleler,takunyalar..."
"Binlerce Güvercin" metninde "güvercinler, elbiseler,gözler, yiyecekler,kötülükler"
"Fatih-Harbiye" metninde "şeyler" sözcükleri çoğuldur.Çoğul isimler birden fazla varlığı karşılamak için kullanılır.
9) İfade edebilir.Örneğin "ordu, sürü, orman, sınıf, okul, millet" gibi sözcükler...
EK BİLGİ:Şekil yönüyle çoğul olmadığı, çokluk eki almadığı hâlde anlamca çoğul olan kelimeler vardır.
Seçmen, tercihini yarın ortaya koyacak.
Asker, sınırları bekliyor.
Genç yaşta saçı dökülmüş.
Bu cümlelerde seçmen, asker ve saç kelimeleri tekil oldukları hâlde anlamca çokluk bildirmektedirler. Bunlar, topluluk isimleri değildir.

SAYFA 78
9.Çoğul isimler de topluluk isimleri de birden fazla varlığı ifade etmek için kullanılır.Topluluk isimleri çoğul eki "-ler,-lar" almadığı halde birden fazla varlığı karşılar.
10."Anadolu" şiirinde geçen millet kelimesi topluluk ismidir.Topluluk isimleri ifadeyi kısaltır ve netleştirir.Şekil bakımından da tekil göründüğü halde sayısız, belirsiz bir çokluk anlamı katar.
11."Osmanlı" kelimesine gelen "lar" eki "boy,soy,kabile" anlamında kullanıldığı için kesme işaretiyle ayrılmamıştır.
12. "-cik" eki küçültme anlamı katmıştır.Bir varlığın benzerlerine göre küçük olduğunu belirtmek istediğimiz zaman başına küçük, ufak, minik gibi tamamlayıcı sözcükler getiririz.
Küçük pencereden bir minik serçe girdi.
Bunu küçültme ekleriyle de anlatabiliriz. Küçük pencere yerine pencere-cik, minik serçe yerine serçe-cik diyebiliriz.
13. Oğlumuz metnindeki isimlerin yapısı:
şubat: basit isim
gece-si :basit
baba-m-ın: basit
kucağ-ı-n-a: basit
ortak-lar-ın: basit
Bu isimler yapım eki almadığı için basit yapılıdır.
var-lık-ı-n-a: türemiş
hırçın-lık-lar: türemiş
iştah-sız-lık-lar: türemiş
sev-gi-miz: türemiş
çare-siz-liğ-in: türemiş
Bu isimler yapım eki alarak türemiştir.
"ANADOLU" metnindeki isimlerin yapısı:
yurd-u: basit
el-ler: basit
ana: basit
kucak-ı-dır: basit
soy-u-n-u: basit
hudut: basit
boy-u-n-u: basit
devlet-e: basit
meydan-da: basit
can: basit
silah: basit
kahraman-lar: basit
otak-ı-dır: basit
el-ler: basit
kuş-lar: basit
çayır-ı-n-da: basit
...
Bu isimler hiçbir yapım eki almadığı için basit yapılıdır.
kon-ak-ı-dır: türemiş
Osman-lı-lar: türemiş
...
Bu isimler yapım eki aldığı için basit yapılıdır.
Anadolu: birleşik
İki kelimenin birleşmesiyle oluşmuştur.
14: Metinlerdeki "Sultan Osman,Anadolu,Osmanlılar,Şinasi, Faiz Bey, Mustafa, Ömer, Zeki, Nuri Efendi, Edirne, İstanbul, Sirkeci, Kumkapı , Halil, Şükrü" gibi isimler özel isimdir.
"Şemsiye,ev, kömürcü, mahalle, istasyon,iskemleler, yatak, lamba, güvercinler, masa, sandalye, anne, baba," gibi pek çok sözcük cins adıdır.

"Hayat Ne Tatlı" metninde ilahi bakış açılı(hakim) anlatıcı ve gözlemci bakış açılı anlatıcı bir arada kullanılmıştır..Bu metinde anlatıcın olayla ilgisi yoktur."Binlerce Güvercin" metninde olayın anlatıcısı metnin baş kahramanıdır, olay ve olay dizisiyle doğrudan ilgilidir."Fatih-Harbiye" metninde ise ilahi bakış açılı anlatıcı(hakim) anlatıcı vardır.Olay veya olay dizisiyle bir ilgisi yoktur.

2.etkinlik
bebeciği: küçültme
çocukcağız: acıma
Anneciğim: sevgi
kızcağız: acıma

SAYFA 79
3.ETKİNLİK - TABLO 
1.METİN İçin Tablo Cevapları
Zaman : Nuri Efendi'nin sokağa çıkıp akşam evine dönmesi arasındaki zaman.
Mekan : Sokak, Mahalle, Kahve, Ev
Kişiler : Hafız Nuri Efendi, Şükrü Halil, kahvede oyun oynayanlar
Olay : Nuri Efendi'nin amaçsızca sokağa çıktıktan sonra yaşadıkları.
Tema : Hayat güzeldir.

2.METİN İçin Tablo Cevapları
Zaman : Gece başlayıp ertesi 2 güne kadar devam eden zaman.
Mekan : Ev, yol, köy meydanı
Kişiler : Ömer, Mustafa, Zeki, Ömer'in anne ve babası(Nuri)
Olay : Ömer'in, babasının cebinden 20 lira çalması ve suçun, teyzesinin oğlu Mustafa'ya kalması.
Tema : Hırsızlık pişman olunacak sonuçlar doğurur.

3.METİN İçin Tablo Cevapları
Zaman : Gece, Şinasi ile Faiz Bey'in konuştukları kısa zaman dilimi.
Mekan : ev
Kişiler : Şinasi, Faiz Bey, Fahriye
Olay : Faiz Bey'in, eve gelmeyen kızını merak etmesi.
Tema : Endişe

4.ETKİNLİK
Masalın olay örgüsü:
Bir farenin devenin yularından tutup yola çıkmaları
Farenin devenin yularını tuttuğu için kibirlenmesi
Önlerine koca bir ırmağın çıkması
Farenin ırmaktan geçememesi ve korkması
Devenin fareye ders vermesi

Ø Masaldaki olay örgüsü metnin temasını ortaya koymak için düzenlenmiş ve aralarında anlam ilişkisi kurulmuştur.
Ø Masalı zaman, mekan ve kahramanları değiştirerek tekrar yazınız.
Ø Masaldaki zaman ve mekan ve kahraman özelliklerinin değiştirmemiz örneğin istediğimiz bir yaşam biçimi,zaman mekan veya insan ilişkileri üzerine kurguladığımızda olağanüstü unsurlar ortadan kalkar.
Ø Olay örgüsü,zaman,mekan , kişi ve anlatıcı metnin temasını ortaya koymak için bütünleşir.Bu ögeler metnin yapı unsurlarıdır ve bir tema etrafında bir araya gelirler.
Ø Olay çevresinde gelişen metinlerde bir ana olay ve buna bağlı olarak gelişen yan olaylar vardır. Ele alınan olayların gelişiminde mantıksal bir sıra izlenir.
Ø Bunlar olmasaydı olaylar gerçekleşmezdi.Çünkü öyküleyici anlatımda olay parçasının oluşumunda olay, kişi, zaman bütünleşir.Olay ; kişiler veya kişi işlevindeki kavram ve diğer varlıklar arasındaki karşılaşma ve çatışma sonucu ortaya çıkar.

SAYFA 80
5.etkinlik
"Şehir Mektupları" metnindeki türemiş isim örnekleri:
çıma-cı: ek bilgi:gemilerin iskeleye yanaşmaları sırasında halatları iskeleye veren gemi personeli
dile-k-çe , yaka-cık , ağır-lık-ı, su-cu, zeytin-lik
UYARI: Metinde türemiş başka sözcük türleri de var; ama sizden isim istendiğini unutmayınız.
Ø Kelime türetme yöntemi dilimizin yapısına göre sondan eklemeli bir dil olduğunu gösterir.
Ø Metindeki birleşik kelimeler:
Sarı+yer , Beyler+beyi , Kayış+dağı Taş+delen ,Göz+tepe ; Kara+kulak ,Bakır+köy
Birleşik isimler kendi anlamları dışındaki kavram veya varlıkları karşılayarak kelimeler arasında anlam ilişkisi kurulmasını ve ifadeye yeni anlamlar kazandırılmasını sağlar.
Ø Metindeki cins adlar: hamallar, su, depo, levha, can, yüz,ateş, kan,baş, huy…
Özel isimler: Sarıyer, Beylerbeyi, Pazarbaşı, Monitör, Oryantal Göztepe,Karakulak…
Bu cins ve özel adlar, metindeki varlık ve kavramları tanımamızı sağlar.

6.etkinlik
Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferine çıkması
Ordunun saatlerce Kocaeli'nin bağ ve bahçelerinden geçmesi
Yavuz'un askerlerin elma koparmasından endişe etmesi
Yavuz'un emir verip askerlerin heybesini aratması
Hiçbir askerde elma bulunmaması
Tek bir elma bulunmuş olsa bile Yavuz'un seferden vazgeçmeyi düşünmesi

Sayfa 81
Ø Okurlara seslenilmektedir. Her iki metinde de görüldüğü üzere okuyucuya ders verme amacı güdülmekte, toplumda kişilerin eksik görülen ahlaki davranışlarını tamamlamalarına yardımcı olmaya çalışılmaktadır.

7.ETKİNLİK

Ø Bknz:sayfa 76 3.soru
Ø Öyküleyici anlatım hikâye, roman, anı, söyleşi, görüşme(mülakat) gibi metin türlerinde kullanılır.

8.ETKİNLİK:Bu etkinliği hayal gücünüzle yapınız.
9.ETKİNLİK:
Ø İlk metinde somut ifadeler ağrılıkta 2.metinde ise soyut ifadeler…
1.metin

SOMUT Duyu organlarımızla algılayabildiğimiz (somut) varlıklar yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Salata, turp, jambon, turşu, sos, ekmek, tabak, ressam, boya, insan, göz, elma, kayısı, erik, şekil, çiçek, dil, kamçı, hıyar, şeker, hindi, but, reçel, bezelye, pilaki, omlet, ıspanak, ciğer, yahni, yemek, tabak.
2.metin

SOYUT Duyu organlarımızla algılayamadığımız(soyut ) kavramlar yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Kalp, sevinç, keder, vefasızlık, ölüm, felaket, acı, ayrılık, gurbet, hasret, sıkıntı, refah, his.

Ø Soyut ya da somut kelimelerin fazlaca kullanılması ifadenin somut ya da somut olmasını etkiler.

SAYFA 82
Ø Metnin olay örgüsü:
§ Metinde olay Aytepe’deki siperde Yahya Çavuş’un düşman tarafından giderek kıstırıldıklarını anlamasıyla başlıyor.Daha sonra ise olay örgüsü:
§ Siperdeki askerlerin çoğunun şehit edilmesi
§ Direnecek güçlerinin kalmaması
§ Düşmanın siperi ele geçirmesi
§ Yahya Çavuş’un diğer askerlere Harapkale’ye çekileceklerini söylemesi
§ Tekirdağlı Sadık’ın diğer asker arkadaşlarını çekilmek için uyarması
§ Tekirdağlı Sadık’ın birçok arkadaşının şehit düşmesi

Ø Düşmanın sipere giderek yaklaşması ve direnecek güçlerinin kalmaması sebep
Siperi terk edip geri çekilmeye başlamaları sonuçtur.

Ø Metindeki olay örgüsü “Çanakkale Savaşı” teması etrafında anlamlı ve mantıksal bir sıra izlenerek kurgulanmıştır.

SAYFA 83
Ø İsimler cümlede farklı kelime türü olarak kullanılabilir.Kelimeler cümlede bulunduğu yere göre anlam ve görev üstlenir.Örneğin:
Metinde “Oğuz amcanın sol elinin serçe parmağına bir mermi çarptı.” Cümlesinde “sol” kelimesi “sıfat” olarak kullanılmıştır.
“Eğilerek siperin içinde hızla yürüdü.” cümlesinde “hız” kelimesi “la” ekini alarak zarf görevinde kullanılmıştır.
Benzer örnek cümleler:
İLERİ: Biraz ileri git (zarf)
İleriden sağa dönmelisin.(isim görevinde)
İleri düzeyde İngilizce biliyordu.(sıfat)

SABAH: Sabah ezanı okunurken yola çıktılar. (isim)
Sabah evden aceleyle çıktı. (zarf)
YALNIZ: Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.(isim)
Yalnız insanın yalancı arkadaşları, iki yüzlü dostları ve çekip gidecek bir sevgilisi olmaz.(sıfat)
Hayatımda biri yok,yalnız , birinde hayatım var.(bağlaç )
Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar sizin kadar yalnızım.(zarf)

11.ETKİNLİK
Ø Öyküde bir durumdan başka bir duruma geçilirken kişi, zaman ve mekan değişir ve bu da anlatım farklılığına sebep olur , farklı durumların anlatılmasına olanak sağlar.
Ø Olayın gerçekleştiği zaman ile hikayenin anlatılma zamanı aynı değildir,çünkü hikayede olay örgüsü yaşanmış veya yaşanılabilir olayların üzerine kurgulanır.

12.ETKİNLİK
Birleşik ismin oluşum şekli Birleşik isim örneği
İsim tamlaması Aslanağzı, devetabanı, denizaltı
Sıfat tamlaması Akdeniz, Karadeniz, Tekirdağ, açıkgöz
Bir isimle bir fiilin birleşmesi Vatansever,gecekondu,mirasyedi
İki fiilin birleşmesi
Dedikodu,çekyat,biçerdöver,

SAYFA 84
Şiirdeki öyküleyici anlatım unsurlarını bulunuz.
CEVAP:

Anlatıcı Zaman Mekân Kişi
Han Duvarları 1.şahıs - geçmiş zaman
- şimdiki zaman - yollar
- han Şair


SAYFA 85
Aşağıdaki metinde geçen isimlerin altını çiziniz.
CEVAP:
Dönüş adlı romanda roman kahramanı Seyyit YILMAZ, kişiliğiyle ön plana çıkmıştır. Erzincan'ın Kemah ilçesinden İstanbul'a göç eden ve Narin Tekstilde, biraz da araya adam koyarak güç bela gece bekçiliği işini bulan Seyyit YILMAZ, aslında Türk insanının tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişinde yaşadığı bütün gelgitleri yansıtmaktadır.

Metindeki özel isimleri uygun başlıkların karşısına yazınız.
CEVAP:
Sosyal statü adları: Türk
Kişi adları : Seyyit YILMAZ
Coğrafya adları : Erzincan, Kemah, İstanbul
Kurum-kuruluş adları: Narin Tekstil
Eser adları : Dönüş

ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
A. Aşağıdaki yargıları doğru-yanlış (D/Y) şeklinde değerlendiriniz
(D) Olaylar tema çerçevesinde meydana gelir.
(D) Cins isimler bazen özel isim olarak kullanılabilir.
(Y) Öyküleyici anlatımda kişi öğesi insan dışındaki varlıklardan olamaz.
(Y) Psikolojik tasvirlerde genellikle somut isimler kullanılır.
(D) Öyküleyici anlatımda zaman, mekân, kişi ve olay olmak üzere dört unsur vardır.
(D) Varlıkların sayısının birden fazla olduğunu (- ler/lar) ekini kullanmadan da ifade edebiliriz.
(D) üçüncü şahıs anlatımda anlatıcı olayı dışarıdan gözlemleyen birisidir.
(Y) "Güneş, balçıkla sıvanmaz." atasözünde "-çık" eki kelimeye küçültme anlamı katmıştır.
(Y) Hâkim bakış açısında, anlatıcı olayın içerisinde bir kahramandır.
(Y) Oykülemede olay her zaman kronolojik olarak ilerler.
(Y) Öyküleyici anlatım, "öğretici metin" ve "sanat metinleri"nde kullanılır.
(Y) Topluluk isimlerinin çoğulu yapılamaz.

Ø Sınıfa getirdiğiniz metinlerdeki özel isim,cins isim, tekil isim, çoğul ve topluluk isimlerinin altını renkli kalemle çiziniz.

B. Aşağıdaki boş bırakılan yerleri uygun şekilde doldurunuz.
v Olay zinciri ile olay örgüsü arasındaki fark: Olay örgüsü, kurmaca metinlerde; olay zinciri ise, kurmaca olmayan metinlerde vardır. 
v Beş duyu organımızla algılayamadığımız varlıkların isimleri soyut isimdir. 
v Özel isimlere gelen "-ler, -lar" eki kelimeye topluluk, aile, millet anlamı katarsa bitişik yazılır.

2. Solgun yüzünde kaygı taşır her geçen
I II
Hep saz benizlidir, bu yıl eylül çocukları
III IV V

Yukarıdaki dizelerde numaralandırılmış sözcüklerden hangisi isim görevinde değildir?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

(Not: Bu soru kitapta dizgi hatasıyla çıkmıştır. Altı çizilmesi gereken kelimeler ve numaralar birbiriyle karışmıştır. Düzeltilmiş şekli yukarıdaki gibidir. Aksi takdirde sorunun iptal edilmesi gerekir.

3. "Somut bir isim anlam genişlemesi yoluyla soyut anlam kazanabilir."
Aşağıdaki altı çizili sözcüklerin hangisinde böyle bir özellik vardır?
A) Sabahın erken saatlerinde balık avlamaya gittiler.
B) Bütün ağaçlar bahar aylarında güzelleşir.
C) Batı Anadolu'nun bu küçük kasabası oldukça şirindir.
D) Adam akşama kadar çalıştı, hâlâ yorulmadı.
E) Dün akşam, ağzındaki baklayı nihayet çıkardı.

4. Sofraya hep birlikte otururduk. Tahtadan, yuvarlak bir yer sofrasına, ayaklarımızı altımıza alıp yan oturarak yaklaşırdık. Sofra örtüsünü dizlerimizin üzerine çekerdik. Babam bağdaş kurarak baş köşede otururdu. Beni sağına, kız kardeşimi de soluna alırdı. Karşısında annem otururdu. Babam, yemeğe başlamadan içimizden biri yanılıp da yemeğe uzanacak olursa hiç acımadan kaşığının tersini, uzanan elin sırtına indirirdi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?
A) Betimleme - öyküleme
B) Öyküleme - örnek verme
C) Betimleme - açıklama
D) Açıklama - öyküleme
E) Açıklama - örnek verme


5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde somut bir isim mecaz anlama gelerek soyut an­
lam kazanmıştır?
A) Saçların beyazlayınca anlarsın gençliğinin kıymetini.
B) Çok yorgun ve hasta olduğundan dünkü davete katılmadı.
C) Kuraklıkta ağaçların bile yaprakları kavrulmuş, kararmıştı.
D) Onun kafasında ne tilkiler dolaştığını sen asla tahmin edemezsin.
E) Çok kitap okuyunca aklım karışıyor zihnim yoruluyor.


6. Çalışmalarımız sonuç verdi. Meler mi oldu? Ot bitmeyen bozkırlar, ipek gibi yumuşak topraklı ovalara dönüştü. Tarlalar, an kovanları gibi uğuldamaya başladı. Toprağın derinliklerinde uyuyan sular yeryüzüne çıkarıldı. Kova kova süt veren inekler, kovan kovan bal veren arılar yetiştirildi. Sofraları, el ele verilerek üretilen yiyecekler süsledi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Benzetme sanatından yararlanma
B) Öykülemeye başvurma
C) Yinelemelere yer verme
D) Betimleme yapma
E) Tanık gösterme

7. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi farklı yolla oluşturulmuş bir birleşik isimdir?
A) Dağlardan her yaz kuşüzümü toplardık.
B) Akşam olunca gökyüzünü sığırcıklar kaplardı.
C) Eskiden ebegümeci ilaç yapımında kullanılırmış.
D) Bu şirin derede alabalıktan bol bir şey yok.
E) Geceleri ateşböceği yakalamaya bayılırdık.

8. Kapıyı arkasından çekince açılan boşluğu doldurarak içeriye doğru yürüdü kar. Tüm bedeni birden kuşatarak... Sabaha değin sürüp doldurmuştu evin duldada kalan önünü. Kapının yarı boyuna çıkmıştı çığ. Rüzgâr köşe bucak dolaştı evi bir anda. Hemen çocukların yataklarına giderek iyice bastırdı yorganı, başlarına değin çekerek. Sonra da küreği aldı, içeriye doğru göçen karları attı, ardından ahırın yolunu açmaya koyuldu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basamaktadır?
A) Öyküleme B) Tanımlama C) Açıklama
D) Tanık gösterme E) Karşılaştırma

9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde somut isim kullanılmamıştır?
A) Hepimiz şaşkın şaşkın, kıyıya yanaşmaya çalışıyorduk.
B) Kürek çeken arkadaşlarımın yüzleri sıcaktan kıpkırmızı olmuştu.
C) Dibinde beyaz taşların parıldadığı bir koya yaklaştığımızı gördüm.
D) Yukarıda küçük, tahta bir kulübe vardı.
E) Zihnimde güzel hayaller canlandı birden.

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde çoğul isim kullanılmamıştır?
A) Yolumuz bir gün onlara da uğrayacak.
B) Yıllar birer hüzün kırışığı bırakıyor yüzlerde, gönüllerde...
C) Dalgalar temiz sahillere hasret kalmıştı.
D) Sizleri olaylara karışmamanız için uyarmıştım.
E) Bu güzel insanlar niçin uzaklaşıyordu buralardan,

11. Aşağıdaki cümlelerden hangisi tamamıyla isim olan sözcüklerden oluşmuştur?
A) Su kenarları, duvar dipleri çocukların eğlence yerleriydi.
B) Bu sokaklar onun çocukluğunun geçtiği yerlerdi.
C) Önüne çıkan fırsatları dikkatle değerlendirerek bugüne geldi.
D) Bu çocuklar birer altındır, bunu zamanla siz de anlayacaksınız.
E) O. çok eski bir aile dostumuzun yakın akrabasıydı.


12. Korkmadım, korkmuyorum ölümden. Siz çiçek getirin, yalnız çiçek getirin. Bu dizelerde kaç tane isim kullanılmıştır?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5

13. Ekmeği bol eyledik / Acıyı bal eyledik I II
Sıratı yol eyledik / Geldik bugüne
III IV V
Yukarıdaki numaralandırılmış sözcüklerden hangisi isim değildir?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

14. "Soğuk, kelebek, rüya, heyet"
Aşağıdakilerden hangisi bu kelimelerin hepsi için söylenebilir?
A) Somut B) Tekil C) Cins D) Basit E) Soyut

B:BETİMLEYİCİ ANLATIM:(TASVİR ETME) SIFAT(ÖN AD)
HAZIRLIK:
Hazırlık sorularını kendi bakış açınıza göre değerlendiriniz.

SAYFA 89
Ø Bu metindeki altı çizili kelimelerin işlevi; isimleri nitelemek, yani isimlerin durumunu, rengini, biçimini göstermek veya onları çeşitli yönlerden belirtmektir.
Ø Altı çizili kelimeleri çıkardığınızda metnin anlamında elbette ki bir daralma olmaktadır. Çünkü sıfatlar tek başına anlamlı kelimelerdir ve bulundukları yerlerde de bir anlam taşırlar.

SAYFA 90
METİN İNCELEME:
1)Metinden alınmış aşağıdaki bölümlerde sokak çocuğu (Sermed) betimlenmektedir.
Şakaklarından, ensesinden sarkan düz, parlak, koyu siyah saçlar altında sarı, süzgün, küçük yüzüne: genişlememiş kemikleri üstünde donuk esmer rengiyle zayıf izdüşümleri görülen kaslarına; yırtık gömleğiyle paçaları parçalanmış pantolonunun içinde ince bir değnek gibi du¬ran narin vücuduna bakılsa belki daha küçük zannedilirdi. Fakat ince yay gibi kaşlarının altında daima uyanık bir zekâ parlaklığıyla gülümser, bütün sokak çocuklarında vaktinden önce ortaya çıkan hayat tecrübesi ile görmekte, anlamakta düşünce gücünü gösterir gözleri, belki on iki yaşından daha büyük ola¬bileceğini zannettirirdi.
Bütün sokaklar onundur; bu büyük şehir onun için bitmez tükenmez koridorlardan, hollerden, avlulardan meydana gelen geniş bir evdir; onun içinde istediği gibi -ellerini içi yırtılmış ceplerine sokarak daima kesilmeye muhtaç saçlarının tepesinde ıslana ıslana bozul¬muş püskülsüz fesiyle, çorapsız ayaklarına daima büyük gelen yırtık potinleriyle- bu geniş evin dehlizle¬rinde, avlularında, sofalarında dişlerinin arasından ıslık çalarak rüzgârların önüne düşer; bir öz güvenle etrafı seyrederek gezerdi!..
Ø 2)Sokak çocuğu Sermed’in ve yaşadığı sokakların ayırıcı özellikleri verilmiştir.
Ø 3)Yazar, hikâyede geçen sokak çocuğunu genellikle insanlardan ayrılan, farklı yönleriyle betimlemiştir. Mesela; “zayıf izdüşümleri görülen kaslar”, “paçaları parçalanmış pantolonunun içinde ince bir değnek gibi duran narin vücut” ve “ince yay gibi kaşlar” betimlemeleri, yazarın sokak çocuğu için yapmış olduğu özel betimlemelerdir.
Ø 4)Yazar, insanların ve diğer varlıkların ayırıcı özelliklerini sıralarken gözlem gücünden, sıfatlardan ve benzetmelerden yararlanmıştır. Bu kelimeler, isimleri niteleme ve belirtme özellikleri taşımaktadır.
Ø 5) Olaylar anlatılmadan önce hikâyede geçen kişi ve mekânların tanıtılması, okuyucunun olayları gözünün önünde canlandırmasına yardımcı olmakta, okuyucunun olay, mekân ve kişi arasındaki irtibatı sağlamasını kolaylaştırmaktadır.
Ø 6) Gözlem özellikleri:
v Gözlem, "iç gözlem' ve "dış gözlem" olmak üzere iki şekilde olur. Kişinin kendi duygu, düşünce ve davranışlarını incelemesi iç gözlemdir. Bizim dışımızdaki varlıklara yönelik gözlemlerimiz ise dış gözlem sayılır.
v Gözlem sırasında ayrıntılar belirlenmeli, gerekli notlar alınmalı ve düşünce ile bağ kurularak değerlendirme yapılmalıdır.
v Gözlem, sadece gözle yap¬ılmaz; akıl, hayaller ve diğer duyu organları da gözlem yapmada önemlidir.
v Gözlem, bilgi toplama ve ana düşünceyi geliştirme yollarının kaçınılmaz bir boyutudur. Ancak gözlem "bakma" değil "inceleme"dir. Gözlem yapacak bir kişi, konuya ilişkin ön bilgiye sahip olmalıdır.
v Öykü, roman, tiyatro gibi olay ağırlıklı türlerle makale, fıkra gibi düşünce ağırlıklı türlerde gözlemden yararlanılır.
v Gözlem sonucunda görünen her şeyin nakledilmesi, okura verilmesi gereksizdir. Bu yüzden genel fikir vermek için seçici davranmalı. Bir korku duygusu verilmek isteniyorsa daha çok kötü duygular anımsatan nesneler ve objelere dikkat çekilmelidir.
v Yazar, gözlem sonucunda dış dünyadan duyu organlarıyla edindiği intibaları kendi evreninde canlandırır ve dil vasıtasıyla okura sunar. Okuyucu görmediği bu evrenin içine girer ve onunla özdeşleşir, bu evrenin kendine özgü gerçekliğine katılır.

SAYFA 91
7. Evet. Yazarın sıfatlar (nitelik, şekil, durum bildiren kelimeler), ayırt edici özellikler ve benzetmeler kullanarak yapmış olduğu gözlemler neticesinde Monsieur Grandet'yi hayalimizde canlandırabiliriz.
8. Sizce Balzac bu karakteri güzel canlandırmış mıdır? Düşüncelerinizi sınıfla paylaşınız.
9.
Monsieur Grandet'nin ruhsal özelliklerinin ve karakterinin betimlendiği bölümler:
Grandet'nin davranışları açık ve yalındı. Söyleyecek az şeyi vardı. Genellikle düşüncelerini kısa cüm-lelerle açıklar, alçak sesle söylerdi. Devrim zamanından yani bir yerde halkın adamı olarak görülmeye başlandıktan beri, hazret uzunca bir konuşma yapmak ya da bir tartışmaya katılmak zorunda kaldı mı yorgun bir havayla kekeliyordu. Bu kekeleme, ne dediğinin belirsizliği, düşüncesini boğduğu sözcükle-rin akışı, mantıki bir kanıt üretmedeki çarpıcı beceriksizliği hep eğitimin yetersizliğine veriliyordu. … Monsieur Grandet'nin topu topu dört cümleciği vardı, üstelik bunlar cebir formülleri gibi her durumda kullanılır, günlük hayatta ve iş hayatında karşılaşılan her sorunu çözerlerdi. "Bilmiyorum." "Yapamam." "Bunun¬la ilgili bir şey yapmayı düşünmüyorum." "Bakalım." Hiçbir zaman açıkça "Evet." "Hayır." sözcüklerini söylemez ve yazılı hiçbir şey vermezdi. Eli çenesinde sesini çıkarmadan dinler, kendisiyle konuşulduğu zaman öbür eli dirseğinin altında, tartışılan iş her ne ise bir kere bu konuda görüşü belirlendi mi, asla onu açıklamazdı. Hasmı konuşmayı üst perdeden bir tavırla yürüttükten sonra artık onu avucuna aldı¬ğını düşünerek bu kez kendisi Grandet'ye kararının ne olduğunu sorunca beriki oldukça sakin "Karım¬la konuşmadan hiçbir şeye karar veremem." derdi. Bütünüyle emir kulu durumuna indirgediği karısı iş¬lerinde de en elverişli perdeydi.
Hiçbir ziyarette bulunmaz, evinden başka yerde yemek yemez ne konuk ne de ev sahibi olmak ister¬di. Gelişlerinde gidişlerinde öyle belli belirsiz ve sessizdi ki sanki kas enerjisini de tutumluca kullanma¬ya çalışıyordu. Sahipliğe olan saygısının derinliğinden ötürü başkasına ait bir şeye dokunmamaya, ye¬rinden oynatmamaya özen gösterirdi. Gene de alçak sesine, dikkatli ve içinden pazarlıklı davranışlarına karşın, konuşması ve alışkanlıkları, özellikle evindeyken yani başka yerlerdekinden daha az denetim al-tındayken, tam bir fıçıcı gibiydi.

Yüzünden, tehlikeli bir kurnazlık, hesaplı bir doğruluk, gün be gün, duy¬gularını para biriktirmek ve dünyada kendisine bir şey ifade eden tek varlık olan kızı, tek varisi Eugenie üzerinde yoğunlaştıran bir adamın bencilliği okunuyordu. Hâlinde, davranışında, duruşunda, tavrında, kendisiyle ilgili her şeyde; giriştiği hiçbir işten başarısız çıkmayan birinin kendine güveni vardı. Görünür¬de uysal ve yumuşak konuşan biriydi ama Monsieur Grandet'nin demir gibi bir ruh yapısı vardı.
Her zaman aynı modaya göre giyinirdi. Onu bugün görmek 1791 'de görmek gibiydi. …
10) Monsieur Grandet'nin fiziki özelliklerinin betimlendiği bölümler:

Fizik olarak Grandet, kısaca boylu, tıknaz, dört köşe biriydi, bacakları kalın, dizleri ağaç gövdeleri gi¬bi güçlü, omuzlarıysa genişti. Yuvarlak, güneş yanığı, çiçek bozuğu bir yüzü vardı. Çenesi düz, dudak¬ları kıvrıntısız, dişleri de beyazdı. Gözlerinin durgun, ölü gibi bakışı kabaca kertenkele bakışı denilen tür-dendi. Derin çizgili alnı, yüzden insan doğasını keşfeden bir uzman için hiç de anlamsız sayılmayacak biçimde çıkıntılıydı. Sarımsı saçları artık kırlaşmaktaydı. Monsieur Grandet hakkında şaka yapmanın ne ciddi bir sorun olduğunun farkına varmamış birtakım gençlere göre de bu saçlar altın ve gümüş gibiy¬di. Burnunun ucu kalındı ve üzerinde damarlı bir yumru vardı, her nedense halk arasında bu yumrunun kötülük dolu olduğu söylenirdi.

Hantal pabuç¬larının deri bağları vardı. Yaz-kış kalın yün çoraplar, gümüş tokalı kaba, kestane rengi çuha pantolon, kadife çizgili ve boğazına kadar düğmeli, uzun, bol kestane rengi bir ceket, bir kuaker şapkası giyer ve siyah bir boyun bağı takardı. Eldivenleri bir jandarmanın kullanacağı kadar sağlamdı.
11) Betimlemenin özellikleri:
§ Varlıkların kendilerine özgü ayırıcı niteliklerini, bu niteliklerin duyu organlarımız üzerindeki etki ve izlenimlerini görünür kılmaya, onları sözcükler aracılığıyla resimlendirmeye “betimleme” denir.
§ Betimlemede, görme, işitme, tatma, dokunma ve koklama duyularına yönelik bir anlatım vardır. Herhangi bir varlığın, nesnenin, olayın veya çevrenin, duyu organlarımız üzerinde bıraktığı izlenimler belirli bir plana göre okura aktarılır.
§ İnsan betimlemesine portre denir.
§ Kişi betimlemesi fiziki özelliklere göre yapılıyorsa buna “fiziki (dışsal) portre”; kişisel özelliklere göre yapılıyorsa buna “ruhsal (içsel) portre” denir.
§ Roman, hikâye, tiyatro, gezi yazısı, şiir gibi türlerde kullanılır.
§ Kelimelerin daha çok yan ve mecaz anlamlarına yer verilebilir.
§ Betimlemeler açıklayıcı ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır.

a. Sanatsal Betimleme:
• İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.
• Gözlem gücünden yararlanılır.
• Nitelik ve ayrıntı bildiren kelimeler bol bol kullanılır.
• Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulur.
• Ayrıntılar sübjektif olarak verilir.
• Amaç sanat yapmaktır.
b. Açıklayıcı Betimleme:
• Bilgi vermek amacıyla yazılır.
• Genel ayrıntılar üzerinde durulur.
• Ayrıntılar objektif olarak verilir.
• Amaç sanat yapmak için değil, bir konu hakkında bilgi vermektir.
• Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz.
• Betimlenecek varlığa kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.

SAYFA 92
12. Metinden bu haliyle neler anladığınızı belirtiniz.
13.Metin bu haliyle tekrar okunduğunda daha anlamlı olmaktadır: Taşkent'te sıcak bir öğle sonu millî kızların kucak kucak sunduğu çiçekler arasında ve çiçek demetleri gibi Özbek kıyafetleri içinde uçağa bindik. Hava açık, yolculuk son derece rahat. Üzerinde uçtuğumuz arazi alabildiğine değişik manzaralı. Yer yer sulama kanalları görülüyor. Uçsuz bucaksız tarlalar görülüyor. Renk renk bahçeler görülüyor. Zaman zaman kasabaların ve köylerin üzerinden geçiyoruz. Sonra çöl başlıyor. Kırış kırış çöl. Küme küme kum tepecikleri, kıvrım kıvrım gölgeler meydana getiriyor. Yeşil yeşil ve çizgi çizgi düzlükler altımızdan âdeta geriye kayıyor. Tepecikler, tepeciklerin üstüne binmiş... Renkler, renklerin içine girmiş. Mor, morumtrak; kırmızı, kırmızımtrak renkler. Sarılı yeşilli ve aşı boyası rengi gölgeler. Ne şehir ne köy ne de medeniyete ait en ufak bir belirti var. Saatlerce uçuyoruz ve nihayet Bakü üzerindeyiz.Yol boyu coşkun halk. Kadınlı erkekli, gençli ihtiyarlı, on binlerce insan yollara dökülmüş. Ağlayanlar var, yer yer alkışlayanlar var mahzun mahzun, çekingen çekingen duranlar var.
14. Bu kelimeler, sıfatların özelliklerini göstermektedir. Sıfatlar, isimleri niteler veya onları çeşitli yönlerden (sayı, işaret, soru ve belirsizlik) belirtir.
15. Bu sıfatlardan “on binlerce”, “bir” ve “üzerinde uçtuğumuz” kelimelerinin dışındaki tüm sıfatlar “nasıl” sorusunun karşılığıdır. Bunlar, metne anlam bütünlüğü ve zenginliği kazandırmaktadır.

1.ETKİNLİK
Ø Fahim Bey’in fiziksel özellikleri:
- Temiz giyimli olması
- Esvaplarının, yüzünün kehrüba sarısına yaraşan sarımtırak renklerin birinde olması
- Üstünde daima saz rengi, hardal rengi, bal rengi, kaz sarısı, devetüyu, kavuniçi, kestane, krem, bej, turuncu renklerde veya bun¬ları andıran bir renkte bir esvabının, pelerininin, pardösüsünün yahut paltosunun olması
- Giydiği sarı renkli şeylere akraba olan kehrüba gibi sararmış bir benzinin olması
- Dudaklarını uçlarına kadar kaplayan kesik, sert bıyıklarının zaman ile gayet temiz bir beyaza bürünmüş olması
Fahim Bey’in ruhsal özellikleri:
- Her zaman ciddi olmakla beraber sevimli ve gösterişsiz olması
- Kalbinin iyiliğine şa¬hadet ediyor gibi bir yüzünün olması
- Hep iyiye çekerek anlattığı şeylerde, sesinin hakikatleri örtmek isteyen bir perdeden duyulması
- Yaşlılar, tecrübeleri arttıkça, her şeyin abes olduğunu göre anlaya artık büyük bir laubaliliğe düştükleri ve sözlerinin arasında en açık saçık kelimeleri bile kullanmaktan çekinmedikleri hâlde ihtiyarların bu bozgun hâlinin ona sirayet etmemiş olması
- Muntazam, teşrifatlı, nezaketli olması
- Sözleriyle herkese iltifat ve ati¬ye itimat etmesi
- Memleketin geçirdiği çeşitli günlerinde hep, akıntıya karşı emniyetle kürek çeker gibi vakarlı, mütevekkil olması
- Dudaklarında ve sözlerinde bir sükûn ve şefkat olması
- Yüzünde bir asalet olması

2.ETKİNLİK
Ø Evet. Davranışlardan yola çıkarak bir insanın psikolojik durumunu anlatmak da bir betimleme sayılabilir. Çünkü insanın fiziksel durumu ve davranışları aslında onun ruhi özelliklerinin bir yansımasıdır. Yani iç dışın aynasıdır. Söz konusu psikolojik durumların anlatılması da yine yapılan gözlemler sonucu nitelik bildiren kelimeler, yani sıfatlar sayesinde olacaktır. Bunun sonucunda da ruhi betimleme ortaya çıkacaktır.

SAYFA 93
3.ETKİNLİK
Basit sıfatlar 
Samimi, mor, bir, genç, ufak, yeşil, kırmızı, millî, sıcak

Türemiş Sıfatlar
Morumtrak, uçtuğumuz, sarılı, yeşilli, kırmızımtrak, coşkun, mavimsi, değişik

Bileşik Sıfatlar
Aşı boyası rengi, kıvrım kıvrım, renk renk, tıklım tıklım, on binlerce, yeşil yeşil, kadınlı erkekli, çizgi çizgi, uçsuz bucaksız, gençli ihtiyarlı, küme küme, çiçek demetleri gibi, kırış kırış


4.ETKİNLİK
Ø “aç”, “çe¬kingen” ve “ürkek” kelimeleri, ekeylem (ekfiil) alarak cümlede yüklem olmuştur. Yani bu kelimeler, “halk” isminin anlam olarak sıfatlığını kesinlikle sürdürmekte; ancak şekil olarak “halk” ismin önünde olmadığı için alışageldiğimiz bir sıfat olarak değerlendirilmemektedir.
Ø “mavimsi” kelimesinin aldığı “-msi” eki, “küçültme” ekidir. Bu ek, “mavi” sıfatına “-e yakın” anlamı katarak, “mavi” sıfatının anlamında bir küçültme, yani daraltma yapmıştır.
Ø “Mavimtrak”, “kırmızımtrak”

5.ETKİNLİK
SAYFA 94
Ø Öznel benzetmeler, alışılmış ve alışılmamış bağdaştırmalar yoluyla sanatsal betimlemeler yapılmıştır. Yazar, bu betimlemelerle sanat yapmayı, okuyucuya estetik zevk vermeyi amaçlamıştır.
Ø Okuyucuya bilgi vermek.
Ø “Ege’nin Öfkesi” adlı metin daha sanatsal ve edebîdir. Çünkü metinde sanatsal betimlemeler var.
Ø “Marmara Bölgesi’nin Coğrafi Konumu” adlı metin daha gerçekçidir.
Ø “Marmara Bölgesi’nin Coğrafi Konumu” adlı metin bilgi vermek amacıyla yazılmıştır. Çünkü metinde açıklayıcı betimlemeler yapılmış, verilen bilgiler ise nesnel gerçeklere dayanmaktadır.
Ø “Ege’nin Öfkesi” adlı metindeki betimlemeler; soyut, öznel ve sanatsaldır. “Marmara Bölgesi’nin Coğrafi Konumu” adlı metinde geçen betimlemeler ise somut, nesnel, öğretici, açıklayıcı ve bilimseldir.
Ø “Ege’nin Öfkesi” adlı metin, gerçeği bir fotoğraf gerçekliğiyle vermektedir.
Ø “Marmara Bölgesi’nin Coğrafi Konumu” adlı metin, daha nesnel ve somut özellik taşımaktadır. Çünkü bu metin öğretici bir metindir.
Ø “Marmara Bölgesi’nin Coğrafi Konumu” adlı metinde yazar kişisel görüş ve düşüncelerine yer vermemiştir.
Ø Sanatsal ve açıklayıcı olmak üzere iki tür betimleme vardır:
Sanatsal Betimleme:
Roman, hikâye, hatıra, gezi yazısı, masal, fabl gibi metinlerde kullanılır.
Gözlem gücünden yararlanılır.
Nitelik ve ayrıntı bildiren kelimeler bol bol kullanılır.
İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.
Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulur.
Ayrıntılar sübjektif olarak verilir.
Amaç sanat yapmaktır.
Ø Açıklayıcı Betimleme:
Makale, deneme, eleştiri, mülakat, fıkra, söyleşi gibi metinlerde kullanılır.
Bilgi vermek amacıyla yazılır.
Genel ayrıntılar üzerinde durulur.
Ayrıntılar objektif olarak verilir.
Amaç sanat yapmak için değil, bir konu hakkında bilgi vermektir.
Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz.
Betimlenecek varlığa kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.

6.ETKİNLİK
Ø Yukarıdaki açıklama ve metin inceleme sorularına verdiğiniz cevaplara göre açıklayıcı ve sanatsal betimlemenin özelliklerini belirleyip bunları verilen kavram haritasına yazınız.
5.etkinliğin son sorusuna verilen cevapta açıklayıcı ve sanatsal betimlemenin özellikleri maddeler halinde verilmiştir.

9.etkinlik
Aşağıdaki paragraflarda betimleme yapılırken hangi duyulardan yararlanıldığını bulunuz. Her duyuyla ilgili cümlenin altını farklı renkte bir kalemle çiziniz. Bulduğunuz cümlelere göre aşağıdaki tabloyu doldurunuz.
* Bayram ziyaretleri sırasında Bağdat Caddesi’nden geçerken Caddebostan civarındaki bir pizzacının vitrininde şu yazıyı gördüm: Free Delivery. Ne demek? Ücretsiz teslim. Birden tepem attı. Be adam dedim, seni doğuran hatun, ninnini İngilizce mi söyledi? Karacaahmet’i geçip Bağlarbaşı’na geliyoruz. Sağda kocaman bir yazı: Academic Hospital. Sözüm ona bir Türk hastanesi! Yabancıların kurduğu Amerikan, Fransız, Alman, İtalyan hastanelerinin adının dahi önce Türkçe sonra kendi dillerinde yazılı olduğu bir ülkede.
v Işıklar çakıyor, hemen ardından, uzaklar gök gürültüleriyle inliyor. Şimşekler yeniden çakıyor, bu kez daha yakından. Yağmur başlıyor, yer gök inliyor. Yankılar çok güçlü, bütün doğa kükrüyor. Geceyle başa çıkabilmek için çare kalmamış gibi. Durmadan şimşekler, gök gürültüleri, sağanak...
*Bir küçük koyun, apartmanların yukarısında otlamakta, ufak bir kır kahvesinin masaları üstünde karıncalar geziniyor. Sinekler kahve fincanının etrafına konuyorlar. Çok uzaklardan bir uçak geçiyor. Kır kahvesinin masalarından birinde oturmuş, kahveci çırağının yarısını dökerek getirdiği orta kahvemi yudumluyorum. Kahvenin asmalarının tırmandığı leylak ağacından yer yer ferahlatıcı, yer yer saçlarımı dağıtan leylak esintileri geliyor, saçlarımı dağıtıyor.
Sabahtan beri yollar benim arkadaşım. Çocukluğumun yurduna varabilmenin coşkusu sinmiş adımlarıma. Bu yüzden attığım her adım bir sonrakinin habercisi gibi. Ağaç diplerine dökülmüş pür kurularına bastıkça pür örgüsü çıtırdıyor. Çocukluğumun birazı da çıtırtıların içinde... Dağlarda sessiz, yüksek sis bulutları uçuyor hızla. Koyaklar pırıltılı, sular lekesiz, bulutlar anılarımı karıştırıyor.

  • 1. Paragraf :Görme , Duyma
  • 2. Paragraf :Görme, Duyma
  • 3. Paragraf :Görme,Koklama,Tatma,Dokunma
  • 4. Paragraf :Görme,Duyma,Dokunma


SAYFA 96
10.etkinlik
Görme ile ilgili ayrıntılar - VAR

Duyma ile ilgili ayrıntılar - VAR

İşitme ile ilgili ayrıntılar - VAR

Koklama ile ilgili ayrıntılar - YOK

Dokunma ile ilgili ayrıntılar - YOK

Hatırda kalmış olayları hatırlama - VAR

Hatırda kalmış varlıkları hatırlama - VAR

Hayal gücünden yararlanma - VAR


“Vurgun Yiyen Mahir Balıkçı” adlı metinde geçen deyim ve ad aktarmalarını gösteriniz.
CEVAP:
- Işıklarla yıkanan tapınak gölgeleri
- Zarif yelkenliler
- Güneş, ışıklarını hiç esirgemeden
- Yaşlı dünya
- Dünyanın yüzü
- Suyun karnı
- Nil'in merhametsiz koynu

Okuduğunuz ve dinlediğiniz betimleme örneklerinde kullanılan deyim ve ad aktarmalarının özelliklerini sınıfça tespit ediniz.
CEVAP:
Ad Aktarması (Mecaz-ı Mürsel):
Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcük yerine kullanılmasına ad aktarması (mecaz-ı mürsel) denir.
İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır.
“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl.” dizesinde parça-bütün ilgisi kurulmuştur; çünkü dalgalanacak olan bayraktır. Hilalse onun parçasıdır. Bu durumda parça verilmiş; ama bütün kastedilmiştir.
“Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.” cümlesinde neden - sonuç ilgisi kurulmuştur; çünkü yağmur bereketin nedenidir. Sonuç verilmiş; ama neden kastedilmiştir.
“Ayağını çıkarmadan girebilirsin.” cümlesinde verilen ayak(iç), kastedilen ayakkabı(dış)dır.
“Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.” cümlesinde verilen Ankara(yer), kastedilen iktidar(yönetim)dır.
“Orhan Veli’yi okur musun?” cümlesinde verilen Orhan Veli, kastedilen onun eserleridir.
Deyim Aktarması (İstiare):
Bir sözcüğün benzetme amacıyla başka bir sözcük yerine kullanılmasına deyim aktarması (istiare) denir. Deyim aktarması dört yolla gerçekleşir:
1. İnsandan Doğaya Aktarma: İnsana ait bir özellik, insan dışındaki bir varlığa aktarılır, yani kişileştirme yapılır.
Örneğin; “Rüzgârın serin eli yüzümü okşadı.” cümlesindeki “el” ve “okşamak” kavramları aslında insana aittir; oysa bu cümlede rüzgâra aktarılmıştır.
“Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor.” cümlesindeki “anlatmak” eylemi aslında insana ait bir özelliktir ve bu cümlede tekerleklere aktarılmıştır.
2. Doğadan İnsana Aktarma: Bir doğa varlığına ait özellik, insana aktarılır.
Örneğin; “Bizim çocuk artık olgunlaştı.” cümlesindeki “olgunlaşmak”, aslında meyvelere ait bir özelliktir; oysa bu cümlede insana aktarılmıştır.
“Ali eskisi gibi değil, duruldu.” cümlesindeki “durulmak”, aslında coşkun akan sulara ait bir özelliktir; oysa bu cümlede insana aktarılmıştır.
3. Doğadan Doğaya Aktarma: Bir doğa varlığına ait özelliğin, insan dışında başka bir doğa varlığına aktarılmasıdır.
Örneğin; “Yüce dağların başında, salkım salkım olan bulut.” dizesindeki “salkım”, aslında üzüme ait bir özellikken bu cümlede buluta aktarılmıştır.
“Minik fare kükredi.” cümlesindeki “kükremek”, aslında aslana ait bir özellikken bu cümlede fareye aktarılmıştır.
4. Duyudan Duyuya Aktarma: Beş duyumuzdan birine ait (görme, işitme, tatma, koklama, dokunma) bir kavramın başka bir duyuya aktarılmasıdır.
Örneğin; “Soğuk bakışları hepimizi ürküttü.” cümlesindeki “soğukluk”, aslında dokunma duyusuna ait bir kavramken bu cümlede görme duyusuna aktarılmıştır.
“Tatlı bir ezgi geliyor uzaklardan.” cümlesindeki “tatlı” sıfatı, aslında tatma duyusuna aitken bu cümlede duyma duyusuna aktarılmıştır.


SAYFA 96
11. etkinlik
Gözlem “iç gözle”' ve “dış gözlem” olmak üzere iki şekilde olur. Kişinin kendi duygu, düşünce ve davranışlarını incelemesi iç gözlemdir. Bizim dışımızdaki varlıklara yönelik gözlemlerimiz ise dış gözlem sayılır.

Aşağıdaki tabloyu "Vurgun Yiyen Mahir Balıkçı" ve "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" metinlerinden hareketle doldurunuz.
CEVAP

İç Gözlem : Züleyha, Nil'in, şafağın görülebileceği bu en derin noktasında biraz dinlenmek, güneşi karşılamak istedi.
Züleyha'nın içi acıdı ve içinden, mahir dalgıçlar da vurgun yer demek ki diye geçirdi.
Evimizin bütün ruhu, kederleri ve neşesi orada görünür, her günün hâdiseleri tavana, duvarlara, döşemeye bir leke, bir çizgi, bir buruşuk ve bazen de ancak bizim görebileceğimiz gizli bir işaret ilave eder.
Bu sofa canlıdır; bizimle beraber kımıldar, değişir, bizimle beraber dağılır, toplanır, bizimle beraber uyur uyanır; bu sofa aramızda sanki üçüncü bir simadır ve güldüğü, ağladığı bile olur.
Her zamanki âdetimle alt kat sofada epeyce durarak hareketsiz etrafıma bakındım.

Dış Gözlem : Sabaha karşı, incecik bir mekiğe benzeyen kayığıyla Nil'in üzerinde gezintiye çıkmıştı.Bir yere geldiler ki Züleyha kayıkçıya durmasını işaret ettiYan tarafta hafif ve sağlam bir tekne vardıBalıkçılardan en genç ve tecrübesiz olanı, teknenin kenarına yaklaştı ve Züleyha'ya baktı.Ağzından, burnundan ve kulaklarından kanlar boşanmaktaydı.Eşiklerinde soluk yüzlü, çıplak ayaklı, ürkek ve sessiz ço­cukların. ellerinde ekmek kabuğuyla ve çerden çöpten yapıl­mış oyuncaklarla, ağır ağır. düşünerek ve gülmeden oynadıkları bu evlerin arasında kendi evimi ararım.Bu sofa dört köşedir: Ortada sokak kapısı, iki yanında birer pencere. Pencerenin yanında bir ot minderi. Minderin yanında yemek masası. Masanın yanında iki sandalye.


SAYFA 98
10. etkinlik
Metindeki sıfatları bulunuz.
CEVAP:
Bazı, bir, paslanmaya yüz tutmuş, uzun, eski, güzel, çirkin, neşeli, üzgün, bu, yarı aydınlık, tozlu, her, gülümseyen, uzak, birkaç, her, ayrı, gelen, böyle, sandık sandık, o, heyecan verici, yolunu şaşırmış, muzdarip, loş, tozlu, buruk, kaybolan.

Bulduğunuz sıfatlardan hangileri isimleri; işaret, sayı, belgisizlik veya soru yoluyla belirtmiştir? Belirtme sıfatlarını sınıflandırınız. 
CEVAP:
İşaret sıfatı: bu, böyle, o
Sayı sıfatı: …
Belgisiz sıfat: bazı, bir, her, birkaç, her
Soru sıfatı: …

Bu çalışmadan hareketle niteleme sıfatlarıyla belirtme sıfatlarının farkını belirtiniz.
CEVAP:
Niteleme sıfatları, isimleri nitelik yönden belirtir; yani isimlerin rengini, durumunu, biçimini, kısaca nasıllığını gösterir. Belirtme sıfatları ise, isimleri işaret, sayı, belgisizlik veya soru yoluyla belirtir.

13. etkinlik
Şiirden varlıkların rengini, durumunu ve biçimini gösteren kelimeleri bulunuz. 
CEVAP: 
“Yorgun, beyaz, ölgün, titrek, hırçın, yabancı, bekleyen, kimsesiz, katı, solgun, açılan.”

Bu kelimeler hangi sorunun cevabı olabilir? Niçin?
CEVAP:
Bu kelimeler, niteledikleri isimlere sorulan “nasıl?” sorusunun cevabıdır. Çünkü bu kelimeler; isimlerin rengini, durumunu ve biçimini göstermektedir.

SAYFA 99
14. etkinlik
Metindeki sıfatları yapılarına göre sınıflandırınız.
Basit : O, bir, çirkin, bu, başka, sakar, her, fukara, kuru, viran, ilk
Türemiş : Tahtadan, çinkodan, kurma, dolu, çehresindeki, büyük, olan, akan, ıssız, gelen, yüksek
Birleşik : Çalpara, can sıkıcı, her çeşit, her cins, ferman dinlemez, sırma cepkenli, altı aşınmış, bir çift, yenleri kısalmış, bir tek, dizleri çıkık, oyuna sarf edecek, bir dilim, Arnavut kaldırımlı, boz renkli

SAYFA 100
18. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu inceleyin, boşluklara açıklama ve örneklere uygun cümleler yazınız.


CEVAP:
http://3.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TPVBlGQbBsI/AAAAAAAABJw/wMfy7LhXo-o/s1600/capture4.jpg


19. etkinlik

http://2.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TPVBlZ79h_I/AAAAAAAABJ4/1OqiPmsSFck/s1600/capture5.jpg

20. etkinlik
Metinde geçen "yeni" kelimesinin aldığı ekin kelimeye nasıl bir anlam kattığını belirtiniz. 
CEVAP: Pekiştirme anlamı katmıştır.

Bu ekle küçültme eklerini kelimeye kattığı anlam bakımından karşılaştırınız. Sonuçları defterinize yazınız.
CEVAP:
Pekiştirme ekleri (-m, -p, -r, -s), kelimeye “pek, çok, fazla, aşırı” gibi anlamlar katar; küçültme ekleri (-msi, -mtrak, -cik, -ce, -cek) ise, kelimenin anlamında “kısma, daraltma ve küçültme” yaparak, kelimeye “-e yakın” anlamı katar.

21. etkinlik
Tabloyu iki şiirden seçeceğiniz örneklerle doldurunuz.
Küçültme Sıfatları Pekiştirme Sıfatları
Katrecik, incecik, acımsı Yemyeşil, kıpkızıl, sırılsıklam, paramparça, permeperişan


Ölçme ve Değerlendirme
A. Betimleyici anlatım ile ilgili aşağıdaki özellikleri doğru-yanlış (D/Y) olarak değerlendiriniz.
( D) Gözlem yoluyla edineceğimiz birikimler ana düşünceyi geliştirecek canlı, etkili, öznel bilgilerdir.
(D) Gözlemlerle beslenmemiş bir anlatım, ana düşünceyi yansıtamaz. Bu nedenle gözlem, bilgi toplama ve ana düşünceyi geliştirme yollarının kaçınılmaz bir boyutudur. Ancak gözlem “bakma” değil “inceleme”dir. Gözlem yapacak bir kişi, konuya ilişkin ön bilgiye sahip olmalıdır.
(D) İyi bir gözlemle desteklenmiş yazı ürünleri yazarını okuyucu ile buluşturmada önemli bir rol oynar. Bu nedenle şairler, hikayeciler, roman ve oyun yazarları gözleme büyük değer verirler.
(D) Öykü, roman, tiyatro gibi olay ağırlıklı türlerle makale, fıkra gibi düşünce ağırlıklı türlerde gözlemden yararlanılır.
(D) Başarılı bir betimlemede sadece göz değil beş duyunun hepsi kullanılır. Objenin tadı, rengi, kokusu ve uyandırdığı ruh hâli verilir.
(D) Betimleme bilgilendirme amaçlı da kullanılır. Bu gibi betimlemelerde kesinlik vardır ve kişisel görüşlere çok başvurulmaz.
(Y) Heyecan uyandırmayı amaçlayan edebî tasvirlerde nesnel bir tavır benimsenir.
(D) Görünen her şeyin nakledilmesi, okura verilmesi gereksizdir. Bu yüzden genel fikir vermek için seçici davranmalı. Bir korku duygusu verilmek isteniyorsa daha çok kötü duygular anımsatan nesneler ve objelere dikkat çekilmelidir.
(D) Yazar dış dünyadan duyu organlarıyla edindiği intibaları kendi evreninde canlandırır ve dil vasıtasıyla okura sunar. Okuyucu görmediği bu evrenin içine girer ve onunla özdeşleşir, bu evrenin kendine özgü gerçekliğine katılır.
(D) Betimleme gözleme dayanır. Tek başına bir yazı türü değildir. Diğer türlerle birlikte başka anlatım metotlarıyla, daha çok hikâye ile birlikte kullanır.
(D) Gözlem sırasında ayrıntılar belirlenmeli, gerekli notlar alınmalı ve düşünce ile bağ kurularak değerlendirme yapılmalıdır.
(D) Bir futbol maçının gençler üzerindeki etkisine ilişkin yazı hazırlamak isteyen kişi, evinde televizyon seyrederek gözlem yaparsa inandırıcı olamaz. Böyle bir yazı yazılmadan önce birkaç futbol maçına gitmek ve olayları gözlemleyerek notlar almak gerekir.
(D) Gözlem "iç gözlem", "dış gözlem" olmak üzere iki şekilde olur. Kişinin kendi duygu, düşünce ve davranışlarını incelemesi iç gözlemdir. Bizim dışımızdaki varlıklara yönelik gözlemlerimiz ise dış gözlem sayılır.

B. Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
v Sıfatlar neden isimlerle birlikte kullanılmaktadır? Örnekler vererek açıklayınız.
CEVAP:
Sıfatlar isimlerden önce gelerek onları renk, durum, hareket, biçim, sayı, işaret ve soru yönlerinden tamamlar; onları niteler veya belirtir. Örneğin; aşağıdaki parçada altı çizili sözcükler, önlerindeki adları nitelemiş ya da belirtmiştir:
“O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, mini mini yavru ağlıyor... Yanaklarından gözyaşları birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları nasıl acele acele, sarsıla çarpışa dökülürse öyle, bağrının sarsıntılarıyla yerlerinden oynayarak, vuruşarak içlerinde güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.”

v İşaret zamirleriyle işaret sıfatlarını birbirinden nasıl ayırabiliriz? Örnekler veriniz.
CEVAP:
İşaret zamirleri işaret edilen ismin yerine geçerken, işaret sıfatları ismin yerini işaret eder ve isimle beraber kullanılır. Ayrıca işaret sıfatları hiçbir zaman çekim eki almaz:
Bu köy, yıllar önce bir yangın geçirdi.(İşaret sıfatı)
Burası yıllar önce bir yangın geçirdi. (İşaret zamiri)
Çocuklar o ağacı sulamışlar. (İşaret sıfatı)
Çocuklar onu sulamışlar. (İşaret zamiri)
O öyküyü bir solukta okumuştum.(İşaret sıfatı)
O, beğenerek izlediğim bir filmdi: (İşaret zamiri)
C. Aşağıdaki boş bırakılan yerlere uygun sıfatları yazınız.
Kedi zarif ve temiz bir hayvandır. Yalnız irilerini, kabarık tüylülerini demek istemiyorum, en çelimsizinde, sakatında bile bir zariflik vardır. Hele temizlenmesine bayılırım. Hani ön ayaklarından birini şöyle yana sarkıtıp da göğsünü yalaması vardır, baktıkça içim açılır.
Bundan daha orijinal bir şey biliyor musunuz?

D. Aşağıdaki soru sıfatlarını cevaplayıp bu sözcüklerin hangi sıfat türünden olduğunu yazınız.
Hangi kediyi beğendiniz?
- Şu kediyi beğendim. (işaret sıfatı)
Sizin evinizin kaç odası var?
- Bizim evimizin dört odası var. (asıl sayı sıfatı)
Nasıl kitaplardan hoşlanırsınız?
- Sürükleyici kitaplardan hoşlanıyorum. (niteleme sıfatı)
Neredeki okula gidiyormuş?
- Şehrin girişindeki okula gidiyormuş. (işaret sıfatı)
Kardeşin kaçıncı sınıfa gidiyor?
- Kardeşim 5. sınıfa gidiyor. (sıra sayı sıfatı)
Dolaptan kaçar dilim pasta aldınız?
- Dolaptan ikişer dilim pasta aldık. (üleştirme sayı sıfatı)
Ne biçim bir adam bu?
- Saygısız bir adam bu. (niteleme sıfatı)

E. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sıfatlarla doldurunuz.
Seni akşam eski arkadaşın aradı.
Ertesi gün bütün bunlar başıma geldi.
Yaşlı adamın öldüğü her hâlinden belli oluyordu.
Yanımızdan hızla geçen araba ileride kaza yapmış.
Bir dilim ekmek alıp yemeye başladı.
O çocuğu bir yerden tanıyorum.


F. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Aşağıdakilerden hangisi bir gözlemde algılarımızın dışında kullanacağımız unsurlardan değildir?
A) Hatırda kalmış olayları ifade etmek
B) Hatırda kalmış varlıkları hatırlamak
C) Hayale dayanmak
D) Gördüklerimizin arkasındakini sezmeye çalışmak
E) Duyu organlarımızla elde ettiğimiz bilgilerle anlatımı desteklemek

2. (I) İşte, yine bir kuyu başı göründü. (II) Kafile duruyor, uykuyu çoktan unutmuş herkes. (III) Sadece yarım saatçik dinlenmek istiyorlar. (IV) Hemen oracığa eriyip su kesilmiş kurşun gibi yayılıyorlar. (V) Az sonra vadinin arkasından bir başka muhacir kafilesi görünüyor.
Yukarıdaki cümlelerin hangisinde sıfat kullanılmamıştır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

3. (I) Öyküleme tekniğinde yazarın amacı, okuyucuyu bir olay içinde yaşatmak; betimlemede ise okuyucunun görmediği bir görüntüyü, olayı, yeri okuyucunun kafasında canlandırmaktır. (II) Öykülemede yazar özellikle görme duyusundan yararlanarak okuyucunun hayalinde sözcüklerle âdeta resim yapar; betimlemede ise olay akışı vardır. (III) Betimlemede olaylar birbiri üzerine gelişir ve zaman durmadan geçer. (IV) Öykülemede genellikle haber kipleriyle çekimlenmiş fiiller kullanılır. (V) Öyküleme tekniğinin en önemli iki özelliği; zaman akışı ve bir romandan alınmış izlenimi vermesidir.
Aşağıdakilerden hangisi ruh çözümlemesi olan betimlemenin adıdır?
A) I. ve II. B) II. ve III. C) III. ve IV. D) IV. ve V. E) III. ve V.

4. Ünlü sanayici son yolculuğuna, yaptırdığı o büyük camiden sessizce uğurlandı.
I II III IV V
Numaralanmış sözcüklerden hangisinin türü diğerlerinden farklıdır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

5. Aşağıdakilerden hangisi betimlemenin işlevlerinden değildir?
A) Bilgi vermek, tanıtmak
B) Sanat ve simgesel işleve sahip olmak
C) Gerçeği sadece gözlem yoluyla aktarmak
D) Yaşanmış olayların sahnesini tanıtmak
E) Olayların sahne ve aksesuarını tanıtmak

6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat kullanılmamıştır?
A) Yalan yanlış şarkılar söylerdin en fazla.
B) Dur, geçme! Dediğimiz en güzel anda gittin.
C) Çiçeği burnunda bir patron olmuşsun.
D) Her akşamki yoluma koyulmuş, gidiyorum.
E) Çekip giderken yine seni düşünüyorum.


7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamı bir sıfatla sağlanmıştır?
A) Hangi insan yapabilir böyle bir saygısızlığı tabiata, tüm canlılara?
B) Ne bileyim, nasıl anlatayım size küçücük bir kuşun kanat çırpmasındaki heyecanı?
C) Herkes benim gibi ağlar mı bulutların çekip gitmesine?
D) Nereden geldi bu yalnızlık hissi yine bana. Yemen'den mi Hint'ten mi?
E) Ne zaman çöller yeşillenir, bilen duyan var mı dünyada?

8. Hangi gazeteye baksam her sayfası reklam... Bunların hatalarını gizlemek için bol bol resim koymalarından bıktım. Bu kötü gazetelerin fiyatı ta nerelere yükseldi.
Bu parçada aşağıdaki sıfat türlerinden hangisi yoktur?
A) Soru sıfatı B) Niteleme sıfatı C) Sayı sıfatı 
D) Belgisiz sıfat E) İşaret sıfatı

9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat kullanılmamıştır?
A) Açıkgöz insanları yönetici yaparlarmış.
B) Kar yağınca ortalık birden bembeyaz oldu.
C) Bir çorak yer oldum, başaksızım ben.
D) Benim de birkaç dakikalık saltanatım olacak.
E) Hüzünlü gönlüm mutlulukla dolacak.

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme diğerlerinden farklı görevde kullanılmıştır?
A) Eğri büğrü yollardan geçerek geldik bu kasabaya.
B) Bahçesinde kırmızı kırmızı güller yeni açmış gibiydi.
C) Çocuk mini mini elleriyle yazı yazıyordu.
D) Adam ne yapacağını uzun uzun düşündü.
E) Çocukluğunda bile kısa kısa hikâyeler yazardı.

11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem belirtme hem niteleme sıfatı kullanılmıştır?
A) Ben bir garip diyara geldim.
B) Kimse bu hâlimi bilmez benim.
C) Güzel, temiz dilim var benim.
D) Bu dilimi şu insanlar bilmez benim.
E) Deli gönlüm asla uslanmaz benim.

12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde adlaşmış sıfat kullanılmıştır?
A) Aç katık istemez, uyku yastık istemezmiş.
B) Çınar ağacının koyu gölgesinde oturuyordu.
C) Bu hafta sonu onlar balık tutmaya gidiyor.
D) Ağaçların sarı yaprakları artık dökülüyor.
E) Anlatılan hikâyeleri herkes zevkle dinliyordu.

C. Coşku ve Heyecana Bağlı (Lirik) Anlatım - Zamir (Adıl)

SAYFA 107
 - Hazırlık
Metindeki boşlukları parantez içindeki uygun sözcüklerle doldurup tekrar okuyunuz.
CEVAP:
O gitti bilmem nereye? Galiba Plevne'ye gitti ve gelmedi. Ve bir daha hiç gelmedi.
Ben, bundan yirmi sene evvel, bugün sizin olduğunuz gibi, ey aziz kardeşlerim, bir şehidin yetimi olmuştum. Benimki de sizinkiler gibi hayatını barut dumanına sarmış, gitmişti. Bugünkü siz, yirmi sene evvel bensiniz; ben, sizin hissiyatınızı, bütün ruhunuzu bilirim. Ben o yaranın samimi bir aşinasıyım. O yarayı seviniz; o, sizin ebedî bir nişane-i iftiharınızdır. Söyledim, söyledim, çocukluğumun bütün kalb-i melulünü söyledim. Çünkü herkes size vermek istiyor; ben, sizden olmak, âlâmınıza iştirak etmek suretiyle sizin derdinizin bir kısmını almak istiyorum.
Cenap SAHABETTİN

Bu kelimelerin metindeki işlevini ve iki metin arasındaki anlam farkını belirtiniz. 

CEVAP:
Bu kelimeler ismin yerini tutan kelimelerdir, yani zamirdir ve anlamlıdır. Bunlar cümleden çıkarıldığında cümlenin ya anlamı değişir ya daralır ya da anlamsızlaşır.

Metin İnceleme - 1.metin
1. "Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor" şiiriyle yukarıdaki şiiri karşılaştırınız. Bu iki şiirde aynı duygu yoğunluğunu bulabildiniz mi? Niçin?

2. 
Lirik anlatım türünün özelliklerini yazınız. Lirik anlatımın diğer anlatım türlerinden en önemli far­kını belirtiniz.
CEVAP:
· Coşku ve heyecana bağlı (lirik) anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.
· Aşk, ayrılık, hasret, özlem, gurbet, dini hassasiyet gibi duygusal konular işlenirken kullanılır.
· Okurun duygularına, kalbine seslenir.
· Kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
· Sanatsal özellikler sergilenir.
· Dil, “heyecanı dile getirme” işlevinde kullanılır.
· Daha çok şiir, roman, hikâye, tiyatro ve deneme türlerinde kullanılır.
· Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; coşku ve heyecana bağlı anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.

3. Yukarıdaki şiirde ismin yerini tutan kelimeler kullanılmış mıdır? Bunların metindeki görevi nedir?
CEVAP:Yukarıdaki şiirde ismin yerini tutan kelimeler: ben, sana, seni, kimseler.

SAYFA 108
1. Şiirde kelime ve cümle seviyesindeki tekrarları bulunuz. Bunların anlatıma ne kazandırdığını tar­tışınız. Sonuçları sınıfta belirtiniz.
CEVAP : Cümle seviyesindeki tekrarlar:
- ben sana mecburum
- bilemezsin
- bilmiyor

Kelime seviyesindeki tekrarlar:
- ne vakit bir

2. Her iki şiirde (Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor- Ben Sana Mecburum) heyecan, mutluluk veya mut­suzluk ifade eden; dini duyarlılık, derin düşünce, yüceltme gibi hâlleri dile getiren söz ve söz öbekleri var mıdır? Belirtiniz. Varsa bunların özelliklerini açıklayınız.
CEVAP:
“Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor” isimli şiirde aşağıdaki mısralar dini duyarlılık ve yüceltme hallerini dile getirmektedir:
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli.
Tuttuğu bayrak belli.
Kim demiş meçhul asker diye?

Bir el ki; ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.

Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasideler.
Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
“Ben Sana Mecburum” isimli şiirde aşağıdaki mısralar ise ihtiras (tutkunluk) derecesindeki aşkı ve mutluluk hallerini dile getirmektedir:
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum
Aynı şiirdeki şu mısralar ise mutsuzluk halini dile getirmektedir:
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
3. Bu şiirler okuyucuya bilgi vermek için mi, okuyucunun duygularını harekete geçirmek ve okuyu­cuya edebi zevk tattırmak için mi yazılmıştır? Tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.
CEVAP:
Bu şiirler okuyucunun duygularını harekete geçirmek ve okuyucuya edebi zevk tattırmak için yazılmıştır.
4. Şiirlerde kimin duygularından söz ediliyor, şiir kime hitaben yazılmıştır? Duygular nasıl ve niçin yorumlanmıştır?
CEVAP:
Birinci şiirde dini ve tarihi hassasiyeti olan bir vatandaşın, ikinci şiirde ise aşkı ihtiras derecesine varmış olan bir aşığın duygularında söz ediliyor.
Birinci şiir şehit düşmüş askerlere, ikinci şiir ise sevgiliye hitaben yazılmıştır.

5. “Adını mıh gibi aklımda tutuyorum.” “içimi seninle ısıtıyorum” “Bulutlar parçalanıyor” gibi ifadelerin farklı duygu değerleri var mıdır? Metinden hareketle açıklayınız.
CEVAP:Bu ifadeler, âşığın sevgiliye bağlılığını, tutkunluğunu, onun adının bile onun için ne kadar kıymetli olduğunu dile getiriyor.

6. Şiirde ilk anlam değeri dışında kullanılmış kelimeler var mıdır? Metinden örnekler vererek açıklayınız.
CEVAP:Şiirde ilk anlam değeri dışında, yani mecaz anlamda kullanılmış olan kelimeler şunlardır:
Aklımda tutuyorum, büyüyor gözlerin, içimi seninle ısıtıyorum, ağaçlar sonbahara hazırlanıyor, saçlarını götürüyor, kurtlar sofrası, ellerimizi kirletmeden.

2. Metin
10. Metindeki cümlelerin kuruluşunda ve cümleler arasındaki ilişkilerde nelere dikkat edilmiştir?
CEVAP:Anlamın parçanın bütününden kopup gitmemesine, önceki cümle ve yargıyla bütünlük içinde olmasına ve birbirini çağrıştıracak anlam ilgisi içinde olmasına dikkat edilmiştir.

11. 
Metinde "O sanki sessizlikten ürkmüş." cümlesindeki "o" sözcüğü "Namık Kemal" isminin yerini tutmuştur. Metinde isimlerin yerini geçici olarak tutan sözcüklerin kullanılma nedenlerini açıklayınız.
CEVAP:Metinde devamlı aynı isimleri kullanmak suretiyle itici olmamak için bu isimlerin yerini tutan kelimeler (zamirler) kullanılmıştır. Örneğin; Namık Kemal konuşurken her defasında adını söylemesi hem zor hem de itici olacaktı. Oysa bunun yerine “ben” zamirini kullanması anlatım açısından daha kolaydır.

12. Bu sözcüklerin yerlerine gerçek isimlerini koyup metni yeniden okuyunuz ve anlatımda ne gibi değişikliklerin olduğunu belirtiniz.

13. Metinlerde isimlerin yerini tutan sözcüklerin cümledeki işlevini ve neden kullanıldığını açıklayınız.
CEVAP : Bu kelimelerin cümledeki işlevi zamirdir. Zamirler, anlatıma zenginlik katmak ve kolaylık sağlamak için kullanılır.

14. Metinlerde isimlerin yerini belli belirsiz tutan sözcükleri bulunuz. Bunların ifadeye neler kazandır­dıklarını belirtiniz.
CEVAP:
1.metinde ismin yerini belli belirsiz tutan sözcük (belgisiz zamir): kimseler
2.metinde ismin yerini belli belirsiz tutan sözcük (belgisiz zamir): şey

15. Metinlerde hangi şahıs zamirinin daha çok kullanıldığını belirtiniz.
CEVAP:1.metinde “ben” ve “sen” şahıs zamirleri; 2.metinde ise “ben”, “siz” ve “o” şahıs zamirleri kullanılmıştır.

16. Bu çeşit anlatımlar daha çok hangi metin türlerinde kullanılmaktadır?
CEVAP:Bu çeşit anlatımlar (lirik anlatımlar) daha çok şiirlerde kullanılmaktadır.

SAYFA 109
1. etkinlik : “Ben Sana Mecburum” adlı şiirden aşağıda verilen özelliklere uygun dizeleri tabloya yazınız. Bu tarz kullanışların anlatımı nasıl etkilediğini tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.

CEVAP :
http://3.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkGYZKynkI/AAAAAAAABKY/5br6_gi6OmI/s1600/capture2.jpg
http://2.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkGN_GfYjI/AAAAAAAABKQ/Kuo23v-3NKo/s1600/capture3.jpg

Sayfa 110
3. etkinlik
Zamirler, isim olmadıkları hâlde isim gibi kullanılan ve isimlerin yerini tutan kelimelerdir.

“Ağlatan Harita” adlı metinde bos bırakılan yerlere aşağıda verilmiş olan zamirlerden uygun olanları yazınız.
CEVAP:

Ağlatan Harita

Bizi genişçe bir bekleme salonuna aldılar. Huzurevinin sakinlerinden birkaçı gazete okuyor, birkaçı televizyondan haberlerini izliyordu. O ise kendisi gibi yaşlı iki arkadaşıyla bir köşede dalgın dalgın oturuyordu.
Bakışlarım bir mıknatıs tarafından çekilmiş gibi oraya odaklandı. Gözleri çukura kaçmıştı ama o çukurun içinde hâlâ parıl parıl parlayan iki tarihî ışık vardı. O kırış kırış olmuş alın, buruş buruş olmuş yüz neler anlatıyordu acaba?

Metindeki diğer zamirleri bulunuz. Bunların kullanılma nedenlerini açıklayınız.
Bulduğunuz zamirleri aşağıdaki tabloda uygun olan yerlere yazınız.

CEVAP:
Şahıs(Kişi) Zamiri : Ben, Onun, Bizi
İşaret Zamiri : Bunu, Oraya
Belgisiz Zamir : Birkaçı
Soru Zamiri : Neler

4. etkinlik
Aşağıdaki altı çizili sözcüklerin yerlerine uygun zamirler getiriniz.

CEVAP:

Onun oğlu hastalanmış.
oraya bağlıdır.
Onu oraya bırakınız.
Oradan elma aldık.
Onları babasına teslim ettim. Yarın onlara gideceğiz.

SAYFA 111 ANLAMA-YORUMLAMA

5. etkinlik

Aşağıdaki tabloyu şiirden hareketle doldurunuz.

CEVAP:
http://1.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkIyfr4U_I/AAAAAAAABKg/ZM43OYKmxBU/s1600/capture4.jpg

Sayfa 112

8. etkinlik
Aşağıdaki cevaplara uygun soru zamirleri yazınız. Bunların ifadeye kazandırdıklarını açıkla­yınız.

CEVAP:

A : Kime ne almışlar?
B : Bana elbise almışlar.

A : Ankara’ya nereden taşınmışlar?
B : Ankara’ya Kars’tan taşınmışlar.

A : Müdür Bey kimi arıyor?
B : Müdür Bey Ceren’i arıyor.

A : Kim derslerine çalışmıyor?
B : Kardeşim derslerine çalışmıyor.

9. etkinlik
Aşağıdaki metinlerde ismin yerini kesinlik kazandırmadan tutan sözcüklerin altını çiziniz. 

CEVAP:
Başkası söyleseydi inanmazdım. Ama sen söylediğin için inanıyorum. Başkaları ne düşünürse düşünsün, benim sana güvenim fazladır. Sana sonuna kadar güveneceğim. Ancak birbirine güvenen insanlar yaşatırlar sevgiyi. İnsanların söylediklerinin hepsibir yana, sen bir yana...

Hepsinden Beter
Kimi insan derbeder. Kimisi dul, kimisi öksüzdür.
Ömrünü heba edip gider, Alın yazısı kahreder.
Kimisi maişet derdine düşmüş. Aklından zoru var kiminin
Rahattan bihaber. Merhamet ister.
Olmayacak işler peşinde. Ben sevda çekerim,
Kimisi taban teper. Hepsinden beter.

Cahit Sıtkı TARANCI


Bu sözcüklerin türünü söyleyiniz.
CEVAP:Belgisiz zamir.

SAYFA 113
10. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu “Mihriban” şiirinden hareketle “sözcüklerin şiirdeki duygu değerini” dü­şünerek doldurunuz.

CEVAP:

Deli gönül : Akıllıca ve mantıklı davranmamak, duyguların peşinden gitmek
Kalem elden düşüyor : Artık yazmamak
Saçlarına gönlümü bağlamışlar : Saçlarına âşık olmak
Aklım şaşıyor : Şaşırmak; inanmak istememek
Lambada titreyen alev üşüyor : Lambanın sönmesi, karanlık olması
Aşk kâğıda yazılmıyor : Aşkın tarifini yapamamak
Düşürür dile : Hep, devamlı anlatmak
Aşk deyince ötesini arama : Aşktan başka hiçbir şey düşünmemek
Aşka hudut çizilmiyor : Aşkın sınırsız olması
Kar koysan köz olur aşkın külüne : Aşkın yakıcılığına hiçbir şeyin dayanamaması
Kara bahtım tahammülüne : Kötü talihe sabır göstermek

11. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu inceleyerek cümleleri uygun sözcüklerle tamamlayınız. 

CEVAP:

http://3.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkLHakin9I/AAAAAAAABKo/XHiYp6ZmTQ8/s1600/capture5.jpg

SAYFA 114
12. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu inceleyerek cümleleri uygun sözcüklerle doldurunuz. 
Not ve düzeltme: !!!
Aşağıdaki tablo kitapta yanlış olarak verilmiştir. Düzeltir, özür dileriz.
http://3.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkMAbtiG4I/AAAAAAAABKw/6cuupoz_fBc/s1600/capture6.jpg

Aynı sözcüğün nasıl hem zamir hem sıfat hem de zarf olduğunu örneklerle açıklayınız. 

CEVAP:

Zamir, ismin yerini tutar; sıfat, ismi niteler veya belirttir; zarf ise genellikle yargıları belirtir. Örneğin;
Ø “Az önce biri seni sordu.” cümlesinde “bir” sözcüğü, “çocuk” isminin yerini tutarak belgisiz zamir görevinde kullanılmıştır.
Ø “Az önce bir çocuk seni sordu.” cümlesinde “bir” sözcüğü, “çocuk” ismini belirterek belgisiz sıfat görevinde kullanılmıştır.
Ø “Az önce çocuk bana bir baktı ki sorma.” cümlesinde ise “bir” sözcüğü, “baktı” fiilini belirterek durum zarfı görevinde kullanılmıştır.

13. etkinlik
Okuduğunuz metinlerden hareketle coşku ve heyecana bağlı anlatımla oluşturulmuş me­tinlerde cümlelerin ne gibi özellikler taşıdığını,

CEVAP:
Coşku ve heyecana bağlı anlatımla oluşturulmuş metinlerde cümlelerde;
Ø Duygu, çağrışım ve imge değeri bakımından çeşitli duyguları barındıracak ve çağrıştıracak kelime ve imgeler kullanılır.
Ø Ahenk öğeleri bakımından, genellikle şiir olduğu için ahenk özellikleri (redif, kafiye) kullanılır; şiir değilse bile şiirsel özellikler taşıyan ahenk yüklü sözcükler tercih edilir.
Ø Dil ve yapı özellikleri bakımından, kurallı cümlelerin yanı sıra devrik cümleler, eksiltili cümleler ve kısa cümleler de kullanılır. Yüklemler daha çok mecazi anlamda kullanılır.
Ø Sanat özellikleri bakımından; abartma, benzetme, istiare, kişileştirme, tekrir, hüsnü talil,… gibi söz sanatları yoğun bir şekilde kullanılır.
Ø Tema bakımından, her türlü duyguyu dile getirir.
Bu metinlerde dilin hangi işlevlerinden yararlanıldığını tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

CEVAP:Bu metinlerde genellikle dilin heyecanı dile getirme ve sanatsal işlevlerinden yararlanılır.

SAYFA 115
14. etkinlik
Metindeki zamirlerin altını çiziniz. (kalın olarak yazılan kelimeleri altı çizili olarak kabul edin)


Şoför

Bizde bankacılık gibi şoförlük de on iki senelik yeni mesleklerden sayılır. O zamanlarda bütün ço­cuklar gibi onlar da haşarı, atak ve gösterişçi idiler. Onların birçoğu şimdi yaşını başını almış, akıllı us­lu, pişkin adamlardır. Ben kendi hesabıma uzun yollarda Anadolu şoförlerini daima uyanık, becerikli, uysal ve cana yakın gördüm.
Birçoğunun büyük bir zaafı var: yarışa dayanamıyorlar. Yolda birkaçının kendilerini geçmesine tahammül edemiyorlar.Onların en akıllı uslusu, birisinin tozu dumana katarak kendisini geçtiğini gördü mü ifrite dönüyor.
Evet, bu onların en büyük zaafıdır. Fakat dediğim gibi bu zaaf, hangimizde yok. Hangimizkendi yolumuzda bir meslektaş tarafından geçildiğimizi görüyor da kudurmuyoruz?

Reşat Nuri GÜNTEKİN


Zamirlerin türlerini belirleyiniz.


Cevap
 :
Kişi zamirleri : Bizde, Onlar, Onların, Ben
Dönüşlülük zamirleri : Kendi, Kendilerini, Kendisi
Belgisiz zamirler : Birçoğu, Birçoğunun, Birkaçının, Birisinin
Soru zamirleri : Hangimizde, Hangimiz
İşaret zamirleri : Bu

---blogkafem.blogspot.com---

Bu zamirleri yapı bakımından inceleyiniz.

Herhangi bir yapım eki almamış zamirleri belirtiniz. Bu tür zamirlere yapı bakımından ne isim verildiğini belirtiniz.

Herhangi bir yapım eki almış zamirleri belirtiniz. Bu tür zamirlere yapı bakımından ne isim verildiğini tartışınız. Sonuçlan açıklayınız.

Başka bir sözcükle birleşmiş zamirleri belirtiniz. Bu tür zamirlere yapı bakımından ne isim verildiğini tartışınız. Sonuçlan sözlü olarak ifade ediniz.

Zamirleri yapılarına göre sınıflandırınız ve bu zamirlerin özelliklerini açıklayınız.

CEVAP :
Basit Zamirler : Herhangi bir yapım eki almamış zamirlerdir.
Bizde,Onlar,Onların,Ben,Kendi,Kendilerini,Kendisini,Birisinin,Hangimizde,Hangimiz,Bu

Türemiş Zamirler : Herhangi bir yapım eki almış olan zamirlerdir.
Parçada yok.

Birleşik Zamirler : Başka bir sözcükle birleşmiş zamirlerdir.
Birçoğu,Birçoğunun,Birkaçının

Ölçme ve Değerlendirme
A. Aşağıdaki özellikleri doğru-yanlış (D/Y) olarak değerlendiriniz.
(D) Şahıs zamirleri, kişilerin yerlerini tutan sözcüklerdir.
(Y) Belgisiz zamirler, varlıkların, kavramların yerini işaret yoluyla tutan zamirlerdir.
(Y) İşaret zamirleri, yerlerini tuttukları varlıkları açıkça değil de şöyle böyle belli eden zamirlerdir.
(D) Soru zamirleri, soru anlamı veren ve cevapları isim ya da zamir olan kelimelerdir.
(D) İlgi zamiri, hatırlanan varlığın kiminle ilgisi bulunduğunu bildiren ek hâlindeki zamirdir.


B. Aşağıdaki kavram haritasını doldurunuz.

LİRİK ANLATIMDA KULLANILAN ÖGELER

  • DUYGU
  • HEYECAN
  • DİNİ DUYARLILIK
  • MUTLULUK
  • YÜCELTME


C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.


1. Aşağıdakilerden hangisi "lirik" anlatımda kullanılan öğelerden değildir?
A)Heyecan B)Mutluluk C)Dinî duyarlılık D)Yüceltme E)Öğretme
2. Aşağıdaki dizelerin hangisinde coşku ve heyecana bağlı anlatımdan yararlanılmamıştır?
A) Bana bir gurbet adı gönder
Bir de anımsamak için sevdiklerimi
B) İnsanın kötüsü iyilikten bilmez
Kursaksıza öğüt versen de almaz.
C) Bütün sevgileri atıp içimden
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
D) Yüreğinde deli taylar eşinen
Bir baş görsem sen gelirsin aklıma
E) Şehitler tepesi boş değil, biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için; rüzgâr bekliyor.


3. Bugün anladım ki neşeli olduğum zamanların hemen ardından, tarifsiz kederlere düşebiliyorum. Karadeniz'de gemilerim batmış gibi düşünüp durduğum, karamsarlığa battığım sırada kalbime gelen bir sevinç dalgası beni bu fırtınalı havadan sütliman kıyılara çekebiliyor. Çevremdekiler beni anlatırken hep bu yönüme vurgu yapıyorlar. Ne kadar da dalgalı bir ruhum varmış! Korkuyorum, bir gün başkasına zarar vermekten...
Bu parçanın anlatımı ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Coşku ve heyecana bağlı anlatım özellikleri vardır.
B) Farklı türden zamirler kullanılmıştır.
C) Yazar, kişisel duygularını dile getirmiştir.
D) Yazar, toplumsal bir eleştiri yapmaktadır.
E) Yazar, bir iç hesaplaşma içindedir.

4.Aşağıdakilerden hangisi lirik anlatımdakullanılmaz?
A) Mecaz anlamlı sözcükler
B) Öznel ifadeler
C) Zıt anlamlı sözcükler
D) Doğrudan bilgi aktaran ifadeler
E) Soyut anlamlı sözcükler


5. Aşağıdaki dizelerin hangisinde kişi adılı kullanılmıştır?
A) Sen yalnız türkünü söylemeye bak
B) Akşam oldu diye yakma lambayı
C) Bırakacaksan şu nefreti bırak
D) Böyle gölge severim manzarayı
E) Karanlıktan çıkan ses daha berrak


6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde işaret adılı (zamiri) kullanılmamıştır?
A) Kar, yolları kapatınca buralara dışarıdan hiç yiyecek gelmez.
B) Dün sabah onları pikniğe giderken almışlar.
C) Onları akşama kadar rafa güzelce yerleştirin.
D) Ben bunun böyle olacağını biliyordum zaten.
E) Olanları panik yapmadan bir bir anlat.



7. "Şahıs zamirleri, isim tamlamalarında tamlayan görevinde bulunabilir."
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun kullanım vardır?
A) Demedim mi bu hasret bitirir seni.
B) Ay dolanır gider yalnız kalırız biz de.
C) Her gün yeni baştan dağılır, ufalanırsın.
D) Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?
A) Demedim mi yüreğim sevme onu, diye.


8. I. Seversin bu dünyayı doludizgin sen.
II. Buradan ayrılmak istemez kimse.
III. Ama o senden ayrılacak bir gün.
IV. Yani sen, ben bu dünyayı seviyoruz diye
V Bu dünyanın da bizi sevmesi şart mı?
Yukarıdaki numaralı dizelerin hangisinde hem işaret zamiri hem belgisiz zamir kullanılmıştır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.


Sayfa 117

9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ismin yerini tutan bir sözcük kullanılmamıştır?
A) Ben bir köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım.
B) Hepimiz bir bahçe sularız gönlümüzde.
C) Kimse bilmez, kimse anlamaz derdimizden.
D) Nasıl güller fışkırır bu çilelerimden, bu kırlardan.
E) Kandır, hayattır, emektir, bizim güllerimiz.


10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde belgisiz zamir kullanılmamıştır?
A) Bile bile aldanmak herkesi kahreder.
B) Birileri bahçede açan güzel gülleri koparmış.
C) Birkaçı yakalandığı hastalıktan daha kurtulamadı.
D) Başkalarının bize önem vermesi cesaretimizi artırır.
E) Bu güzel haberi alınca bütün çocuklar sevindi.


11.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla zamir kullanılmıştır?
A) Bu güzel topraklarda ölmek istiyorum ben.
B) Yetiştirdiğin hiçbir bahçe yarıda kalmasın senin.
C) Tarumar olmasın istiyorum ben. şu bahçeler, bu bağlar.
D) Beni bilse bilse bu çiçekler bilir dostlarım.
E) Neler yaşadığımı onlara söyledim sadece.

12. I. İyi kotu bir iş tutmuşum kendime.
II. Acısı tatlısı hepsi bir aslında.
III. Ha Ankara ha Çemişgezek, bu yerden uzak olduktan sonra.
IV. Nerde olsa yaşıyor ya insan
V. Nasıl olsa bir gün ölmek var ya herkese.

Yukarıdaki cümlelerin hangisinde zamir (adıl) kullanılmamıştır?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

13. Bilmiyorum şimdi kim duyar bizi Bir çıkmaz yoldayız gel uyar hepimizi Bu yakın dostlarımız kırdılar kalbimizi Soracak kimse yok şimdi hâlimizi.
Yukarıdaki dörtlükte kaç tane zamir kullanılmıştır?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5

14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde farklı türde bir zamir kullanılmıştır?
A) Hiçbiri, bu film kadar seyirci toplamadı.
B) Pazardaki çiçekçilerin hepsini dolaştım.
C) Dertlerini kimseyle paylaşmaz, içine atardı.
D) Bu haberi kime söyleyeceğini şaşırmıştı.
E) Yoldan geçen birine bu soruyu soralım.

15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamı zamirle sağlanmamıştır?
A) Bu adamlardan hangisi yolu daha iyi biliyor?
B) Herkes merak ediyordu. Mehmet ne sormuştu?
C) Az önce bu kapıdan kim çıkmıştı acaba?
D) Bu hafta bize yemekte neler hazırladınız?
E) İstanbul'dan Ankara'ya kaç saatte vardılar?

16. Duymasa kimse şair gönlümün
Sende karar kıldığını
Ve içimin şerha şerha yarıldığını
Biz bilelim yeter
Yukarıdaki dizelerde bulunan zamirlerin türü aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
A) Belgisiz zamir - kişi zamiri - kişi zamiri
B) İşaret zamiri - işaret zamiri - kişi zamiri
C) Kişi zamiri - kişi zamiri - kişi zamiri
D) Kişi zamiri - işaret zamiri - belgisiz zamir
E) Belgisiz zamir - kişi zamiri - işaret zamiri


SAYFA 118
17. Artık ovaya, dirliğin, düzenin ne zaman geleceğini kimse bilemezdi.
I II III IV
Bu cümledeki altı çizili sözcüklerin türü aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
I II III IV
A) İsim isim zamir zamir
B) İsim isim isim zamir
C) İsim zamir zamir isim
D) İsim zamir zamir zamir
E) Zamir isim isim isim


18. Bir dağ başı yalnızlığı yasıyorum burada.
I
Dağ başı yalnızlığı, ölümden beter bu.
II
Hiçbiri aramasa sormasa beni.
III IV
Sen gelsen yeter.
V
Yukarıdaki dizelerde numaralandırılmış sözcüklerden hangisi belgisiz zamir görevinde kullanılmıştır?
A) I. B) II. C)III. D) IV. E) V.

19. I. Bana bir gurbet adı gönder
II. İçinden çıkamadığım çok şey var
III.Kuşların ağzını açarak ölmesi
IV.Ve dünyadaki çiçekler içinde
V. Fesleğenin örselenerek koklanması
Yukarıdaki numaralanmış dizelerin hangilerinde adıl (zamir) kullanılmıştır?
A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve IV. D) II. ve V. E) III. ve V.

20. Kimi zamirler özneyi pekiştirerek belirtir. Bunlar tek başlarına asıl şahıs zamirlerinin yerini tutabildikleri gibi onlarla birlikte de kullanılabilir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir zamir vardır?
A) Doğrusu, onun sözüne pek kulak asmadım.
B) Bence, alınan sonuç pek de olumlu değildi.
C) Bu elbiseyi ben kendim diktim.
D) İşittiklerimiz bunları doğrular nitelikteydi.
E) Ahmet o yaz, tatilini bizde geçirecekti.

21. "O" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde kişi adılı (şahıs zamiri) olarak kullanılmıştır?
A) Çocuklar o ağacı sulamışlar.
B) Annesi onu, biraz önce hastaneye götürdü.
C) Kitaplıktan o kitabı alıp gitti.
D) Ben bu evi değil onu beğendim.
E) Dosyayı göstererek "Onu bana ver." dedi.

22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru zamiri vardır?
A) Arkadaşın Ankara'ya ne zaman gelmiş?
B) Bu tabağı buraya kim koymuş olabilir?
C) Ben de onunla gidebilir miyim?
D) Kaçıncı katta oturuyorsunuz?
E) İstanbul'a ilk kez mi gidiyorsun?


23. Hayır, benim çocukluğumun hürriyeti, hiç de bu cinsten bir hürriyet değildir. Evvela, burası zannımca en mühimdir, onu bana hiç kimse vermedi. Bu sızdırılmış altın külçesini birden bire kendi içimde buldum. Tıpkı ağaçta kuş sesi. Suda aydınlık gibi... Ve bir defa için buldum
dum. Bulduğum günden beri de küçücük hayatım, fakir evimiz, etrafımızdaki insanlar, her şey değişti.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Kişi adılı
B) İşaret adılı
C) Belgisiz adıl
D) Dönüşlülük adılı
E) Soru adılı


1. Destansı (Epik) Anlatım - Fiil (Eylem)

SAYFA 122
Metin İnceleme

7.Destansı anlatımda hangi edebî türlerden yararlanılabileceğini açıklayınız.
CEVAP : Şiir, destan roman, hikâye, tiyatro, destansı anlatımın kullanıldığı türlerdir.

8.Metinlerin ortak özellikleri nelerdir? Açıklayınız.
CEVAP : Destansı anlatımla oluşturulmuş metinlerin ortak özellikleri:
Ø Olağanüstü olaylar ve kişiler anlatılır.
Ø Destan türünün yiğitçe havası vardır.
Ø Yapıp etmeler yani fiiller ön plandadır.
Ø Tarihi konular ve kahramanlıklar işlenir.
Ø Etkileyici bir özellik taşır.
Ø Sürekli hareket vardır.
Ø Kelimeler mecaz ve yan anlamlarda kullanılabilirler.
Ø Anlatımda abartıya yer verilebilir.
Ø Sanatlı bir dil kullanılır.

SAYFA 123
9.Bu şiirdeki altı çizili kelimelerin ortak özelliği nedir?
CEVAP:
İş, oluş, hareket bildiren kelimeler olması.

10.Bu kelimeleri metinden çıkardığımızda metnin anlamında bozulma olur mu?Niçin?
CEVAP:
Bozulma olur; çünkü fiiller anlamlı kelimelerdir.

11. Bu kelimelere ne ad verildiğini ve kelimelerin metindeki işlevini belirtiniz.
CEVAP:
Bu kelimelere “fiil (eylem)” denir.

12. “Kınalı Ali ve Oğuz Kağan Destanı” adlı metinlerde fiilleri bularak bunların kullanılma nedenlerini tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.

Cevap : 

http://3.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkU_JUzVKI/AAAAAAAABK4/CKI3NVqRjlk/s1600/capture1.jpg

http://4.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkU_Zm35WI/AAAAAAAABLA/mM7TcDLUwtU/s1600/capture2.jpg


http://1.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkU_kJv1CI/AAAAAAAABLI/ixZRJZZK2LY/s1600/capture3.jpg

blogkafem.blogspot.com :)

http://1.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkVADWh8EI/AAAAAAAABLQ/PF8gf6l9tOU/s1600/capture4.jpg
http://4.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkVAUNjD3I/AAAAAAAABLY/Qiz3iPIjS0M/s1600/capture5.jpg

http://3.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkXhnbh4cI/AAAAAAAABLg/V6xjsjLgI70/s1600/capture6.jpg

http://1.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkXh9-C13I/AAAAAAAABLo/P2LZ6Xu_u-U/s1600/capture7.jpg

http://1.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkXihtvH2I/AAAAAAAABLw/CLVRafNqyyg/s1600/capture8.jpg

http://2.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkXix9zQ1I/AAAAAAAABL4/6HuKVaja8P0/s1600/capture9.jpg

http://1.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkXjGVlEuI/AAAAAAAABMA/HCwDT0hPW4o/s1600/capture10.jpg

http://4.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkYJzRBAaI/AAAAAAAABMI/JW_1VQ_udXs/s1600/capture11.jpg


http://2.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkYKI_WpSI/AAAAAAAABMQ/BzBg871JVZ4/s1600/capture12.jpg
http://4.bp.blogspot.com/_TEHPOXWTin0/TQkYKUAfZyI/AAAAAAAABMY/DUwyLZoAZog/s1600/capture13.jpg


SAYFA 130
Ç) TÜRK DESTANLARI 
Türeyiş Destanı
Göç Destanı
Oğuz Kağan Destanı
Ergenekon Destanı
Battal Gazi Destanı

D. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

TEST SORULARININ CEVAPLARI 
- Ölçme ve Değerlendirme
1.B,
2.D,
3.D,
4.C,
5.E
6.E
7.D
8.D
9.C
10.C
11.A
12.D
13.B

0 yorum:

Yorum Gönder

Çok Teşekkürler

Share

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More